Ertuğ Yaşar yazdı: Nasıl para kazanalım?

Turizm Güncel 12/04/2010

Ertuğ Yaşar yazdı: Nasıl para kazanalım?


Referans Gazetesi yazarı Ertuğ Yaşar'ın yazısını aktarıyoruz.

    Son yıllara kadar varolan parayı koruyup işletmek oldukça kolay bir işti. Eğer hiçbir şey bilmiyorsan Hazine bonosu alırdın; Hazine bonosunun getirisi mutlaka enflasyondan yüksek olurdu. Ama son yıllarda bu da değişti! Örneğin bu yıl sonunda enflasyon yüzde 10 olabilir. Ama Hazine bonosu yüzde 10 faiz verecek mi, bu pek belli değil. Kaldı ki uzun yıllar boyunca yüksek getiriye ve kazanca alışmış para sahiplerinin şimdilerde çok daha düşük getirilere razı olmasını nasıl isteyeceğiz?
    Neyse ki finans piyasasının akıllı çocukları her zaman bir çözüm buluyorlar. İsteyen zaten çoktan borsanın yolunu tutmuş ve eğer yeterince erken yatırım yaptıysa şimdiye kadar ‘eşek yükü ile para' da kazanmıştır.
    Açıkçası ben Türkiye'de borsanın nasıl olup da bu kadar getiri sağladığını hiç anlayamıyorum. Çünkü sonuçta borsada hisse senedi satın almak, o şirketin gelecek dönem kârlarını (temettü ödemesini) satın almak demek değil midir? 2009'da Türkiye yüzde 6 küçüldü; mali kuruluşlar dışında büyüyen ve kâr eden sektör olmadı. Ama yine de borsadaki firmaların hisse fiyatları tam anlamı ile uçtu…
    Demek ki her şeyi ekonomi mantığı ile açıklamak olası değilmiş. Ya da başka alanlarda getirinin çok düşük olması ve taze yabancı para girişi, sınırlı arzı olan borsada fiyatları çok yukarı çekebiliyormuş.
    Neyse biz dönelim yine finans piyasasının akıllı çocuklarının buldukları yeni çözümlere. İşte ‘anapara korumalı fonlar' bu çözümlerden biridir. Bu günlerde çok daha sık gündeme gelen anapara korumalı yatırım fonları hem heyecan hem de risksiz yüksek kazanç arayan yatırımcının seçeceği alanlardan biri olabilir.
    Tabii ilk başta herkese ‘çok saçma' ya da ‘olmaz yahu' gibi geliyor anapara koruması. Yani hem yatırım yapacaksın ve risk alacaksın hem de ne olursa olsun anaparan korunacak!
    Ama işte finans piyasası enstrümanları/araçları ile bu da olasıdır.
    Bilenler mutlaka biliyor ama biz yine de yazalım: Örneğin son dönemde moda olan kapalı uçlu (yani ne zaman satılıp paraya döneceği belli) bir emtia fonu satın alıyorsunuz. Fonun içinde diyelim ki 10 adet emtiaya yatırım var. Siz eğer 100 TL yatırırsanız, fonun yönetimi gidip önce 8 lira ile bir ‘sigorta' satın alıyor. Yani eğer emtia fiyatları aşağı giderse birileri size 92 liranızı geri verecek. Yok emtia fiyatları geri gitmezse o 8 lira ‘sigortacılara' kâr kalacak.
    Elbette ki o sigortacı da açık pozisyon tutmuyor. Mutlaka short pozisyonunu (yani emtia fiyatının düşmesi durumunu) hedge ederek, başkasına satıyor. Çünkü birileri de kendini emtia fiyatlarının yükselmesine karşı sigorta etmek/hedge etmek istiyor. Derin ve geniş bir piyasada mutlaka karşılıklı hedge olanağı oluyor.
    İşte böylece sizin fon da anapara korumalı oluyor. Süper bir durum…
    Ama açıkçası ben özellikle bu anapara korumalı emtia fonlarına çok ‘kıl oluyorum'! Çünkü bu fonlar, sadece ve sadece emtia fiyatları yukarı çıkarsa para kazanıyor, yoksa kazanamıyor. Diyelim ki bir emtia fonu 6 ay için kuruldu; o 6 ay içinde emtia fiyatları artarsa ne âlâ ama artmazsa boşa kürek çekilmiş oluyor. O zaman yatırımcı, genel ekonomi ve kamuoyu için enflasyon demek olan, emtia fiyatlarının artmasını istiyor. Belki de emtia fiyatları arz ve talep dengesi dışında manipülatif olarak artırılıyor. Amaç, "Yatırımcı para kazansın, biz de bir sonraki fona yine müşteri bulalım".
    Peki ya o emtiayı gerçekten kullanan imalatçı ve sanayici ne yapacak? Ya da o emtiayı günlük yaşamında tüketen (örneğin pirinç ve mısırı tüketen) halk ne yapacak?
    Bize ne kardeşim sizin ne yapacağınızdan?
    Yeter ki finans çarkları dönsün de gerisi laf-ı güzaftır. Eğer bir gün bankalar batarsa da zaten o bankalar da sizin paranızla kurtarılacak! O nedenle bırakın da şimdi güzel güzel para kazansınlar…

This article is sourced from this page .