Havacılık sektörü, seyahatlerde biyometrik teknolojilerin kullanımına ilişkin Avrupa Birliği (AB) düzenlemelerini etkilemek amacıyla ortak bir girişim başlattı. ACI Europe, IATA, Amadeus, IDEMIA Public Security ve SITA tarafından oluşturulan Responsible Biometrics Travel Industry Coalition, biyometrik verilerin yolcular tarafından güvenli ve gönüllü şekilde kullanılmasına imkan sağlayacak bir Avrupa düzenlemesi için çalışmalar yürütecek.
Koalisyon, biyometrinin kullanılmasının tamamen yolcunun tercihine bırakılmasını ve biyometrik sistemleri kullanmak istemeyen yolcular için her zaman biyometri dışı bir alternatif bulunmasını talep ediyor.
Sektör kuruluşları ayrıca yolcuların biyometrik verilerini paylaşıp paylaşmayacaklarına kendilerinin karar verebilmesini ve istedikleri takdirde bu verilerin silinmesini talep ediyor.
IATA’nın Global Passenger Survey araştırmasına göre, ankete katılan yolcuların yüzde 74’ü seyahat kontrolleri sırasında pasaport veya biniş kartını tekrar tekrar göstermek yerine biyometrik teknolojileri kullanmaya sıcak bakıyor.
Koalisyonun kuruluşuna ilişkin açıklama, Brüksel’in “Digital Omnibus” olarak adlandırılan düzenleme üzerinde çalıştığı bir döneme denk geldi.
Avrupa Komisyonu tarafından Kasım 2025’te sunulan teklif; Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) dahil olmak üzere veri, gizlilik ve siber güvenlik alanındaki kuralların basitleştirilmesini amaçlıyor.
Avrupa Parlamentosu’nun Yasama Gözlemevi’ne göre dijital düzenleme dosyası komitedeki karar aşamasını henüz tamamlamış değil. Havacılık sektörü de düzenlemenin son şekli verilmeden önce biyometrik uygulamalara ilişkin görüşlerini AB kurumlarına aktarmaya çalışıyor.
Havacılık sektörü, biyometrik teknolojilere yönelik talebini ağırlıklı olarak operasyonel gerekçelerle savunuyor.
IATA ve ACI Europe, tekrarlanan belge kontrollerinin biyometrik doğrulama ile değiştirilmesinin yolcu akışını hızlandırabileceğini, terminallerde işlem kapasitesini artırabileceğini ve yoğun dönemlerdeki talep artışlarının yalnızca fiziksel kapasite yatırımlarıyla karşılanmasının önüne geçebileceğini belirtiyor.
Koalisyon, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) 2050 yılına ilişkin tahminine de dikkat çekiyor. Buna göre küresel hava yolcu trafiğinin 2050’de yıllık 12,4 milyar yolcuya ulaşması bekleniyor.
Biyometrik uygulamalar, yolculara ait hassas kişisel verilerin işlenmesini gerektirdiği için veri güvenliği ve mahremiyet açısından da tartışılıyor.
Avrupa Veri Koruma Kurulu (EDPB), yüz tanıma teknolojilerinin hata, önyargı, ayrımcılık, dolandırıcılık ve kimlik taklidi gibi riskler yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Kurul, 2024 yılında havalimanlarına ilişkin yayımladığı bir görüşte, yolcuların biyometrik verileri üzerindeki kontrolünün mümkün olan en yüksek düzeyde tutulması gerektiğini belirtmiş ve biyometrik bilgilerin kişinin kendi kontrolünde kaldığı çözümlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade etmişti.
Geçtiğimiz nisan ayında IATA tarafından yürütülen testlerin, belirli kontrol noktalarında fiziksel pasaport veya biniş kartı ibraz edilmeden dijital kimlik ve biyometrik doğrulama kullanılarak uluslararası seyahatin tamamlanmasının mümkün olduğunu gösterdiği açıklanmıştı.
Daha önce, Mayıs 2024’te ise Air Europa’nın Madrid-Palma de Mallorca hattında gönüllü biyometrik biniş uygulamasını hayata geçirdiği duyurulmuştu. Uygulamadan yararlanmak isteyen yolcuların önceden ilgili sistemlere kayıt yaptırması gerekiyor.
Sektörün gündeme getirdiği gönüllü biyometrik hizmetlerle sınır kapılarındaki zorunlu kontroller arasında ayrım yapılması gerekiyor.
Avrupa Komisyonu, Birliğin Sınır Giriş-Çıkış Sistemi’nin (EES) bu yıl nisan ayından itibaren Kıbrıs ve İrlanda dışındaki AB sınırlarında devrede olduğunu ve belirli AB dışı ülke vatandaşlarının biyometrik verilerinin sisteme kaydedildiğini doğruladı.
Havacılık sektörünün oluşturduğu koalisyonun mevcut girişimi ise esas olarak havayolları, havalimanları ve teknoloji sağlayıcılarının biyometrik teknolojileri yolcunun havalimanındaki seyahat sürecini kolaylaştırmak amacıyla nasıl kullanabileceğine odaklanıyor.
Koalisyonun temel talebi, biyometrik teknolojilerin kullanımında yolcunun tercih hakkının korunması ve biyometrik sistemleri kullanmak istemeyenler için alternatif süreçlerin sunulması olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Hosteltur
This article is sourced from this page .