Son yıllarda Avrupa'nın çeşitli limanlarında kruvaziyer turizmine karşı protestolar düzenleniyor. Çevresel etkiler, karbon emisyonları ve aşırı turizm tartışmaları, kruvaziyer şirketlerinin karşı karşıya olduğu başlıca eleştiriler arasında yer alıyor.
Euronews'in The Big Question programında konuşan MSC Cruises CEO'su Gianni Onorato, sektörün bu eleştirilere nasıl yanıt verdiğini ve kruvaziyer turizminin geleceğini değerlendirdi.
Onorato, gemilerin fiziksel olarak büyük olmasına karşın kruvaziyer sektörünün küresel seyahat pazarındaki payının sanıldığı kadar yüksek olmadığını vurguladı.
Kruvaziyer seyahatleri, 2025 yılında dünya genelinde satılan seyahat paketlerinin yüzde 2'sinden daha azını oluşturdu.
Barcelona'daki aşırı turizm tartışmalarında da kruvaziyer gemileri sık sık eleştirilse de Onorato, gemi yolcularının kentin günlük ziyaretçilerinin yalnızca yaklaşık yüzde 3'ünü oluşturduğuna dikkat çekti.
Bununla birlikte sektör, turist hareketlerini yeni destinasyonlara yönlendirmek ve ziyaretleri yıl geneline daha dengeli yaymak için çalışmalar yürütüyor.
Kruvaziyer şirketleri rotalarını yaklaşık iki yıl önceden planlıyor. Bu durumun destinasyonlara, gelecek ziyaretçi yoğunluğunu önceden öngörerek hazırlık yapma imkânı sağladığı belirtiliyor.
Bu öngörülebilirlik, küçük işletmelerin restoran ve barlarındaki kapasiteyi artırmak gibi yatırımları daha güvenli biçimde planlamasına da yardımcı oluyor.
Sektör aynı zamanda Avrupa ekonomisi için önemli bir istihdam kaynağı konumunda. Kruvaziyer sektörünün kıta genelinde 445 binden fazla doğrudan ve kalıcı istihdam sağladığı ifade ediliyor.
Kruvaziyer sektörünün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri ise karbon emisyonları.
Sektörün emisyonlarını azaltmaya yönelik en önemli teknolojik adımlardan biri, geleneksel deniz yakıtları ile daha temiz alternatifler arasında geçiş yapabilen çift yakıtlı motorların kullanıma alınması.
Onorato, MSC Euribia'nın 2023 yılında Le Havre-Kopenhag arasındaki dört günlük seferini biyoyakıt kullanarak gerçekleştirdiğini ve yakıt tüketimini azaltmaya yönelik diğer önlemlerle birlikte sıfır emisyon hedefine ulaşılabileceğini gösterdiklerini belirtti.
Uluslararası Kruvaziyer Hatları Birliği (CLIA) üyeleri, küresel kruvaziyer kapasitesinin yaklaşık yüzde 90'ını temsil eden 327 gemi işletiyor. Bu filonun 30 gemisinde, yani yaklaşık her 11 gemiden birinde çift yakıtlı motor bulunuyor.
Ancak sektörün dönüşümü hızlı gerçekleşmiyor.
Bunun nedenleri arasında daha temiz yakıtların sınırlı ve maliyetli olması ile kruvaziyer gemilerinin uzun ekonomik kullanım ömrü bulunuyor. Şirketlerin yeni nesil gemilere geçiş yapabilmesi için mevcut gemilerin yaklaşık 30 yıllık ekonomik ömrünün sonuna gelmesini beklemesi gerekebiliyor.
Onorato, buna rağmen mevcut gemilerin büyük bölümünün AB'nin 2050 yılına kadar iklim nötr bir denizcilik sektörü hedefiyle uyumlu biçimde zaman içinde yenilenebileceğini düşünüyor.
Sektör yalnızca yeni gemilere ve yakıtlara odaklanmıyor. Mevcut filolarda da enerji tüketimini azaltmaya yönelik teknolojiler devreye alınıyor.
Bunlardan biri, gemilerde kullanılan iklimlendirme sistemlerinin otomatik olarak yolcu yoğunluğuna göre ayarlanmasını sağlayan HVAC inverter teknolojisi.
Bu sistem sayesinde kabinlerdeki klima kullanımı, odada bulunan kişi sayısına göre otomatik olarak düzenlenerek enerji tüketiminin azaltılması hedefleniyor.
Teknoloji ve yakıt dönüşümünün yanı sıra kruvaziyer sektöründe müşteri profili de değişiyor.
Uzun yıllar kruvaziyer tatillerinin daha çok ileri yaş gruplarına hitap ettiği algısının hâkim olduğunu belirten Onorato, bugün sektörün daha genç bir kitleye ulaştığını söyledi.
Kruvaziyer yolcularının ortalama yaşı artık 35-54 yaş aralığında bulunuyor.
Sektörde yalnız seyahat edenlerin sayısı da artıyor. Güvenlik kaygılarının seyahat kararlarında daha önemli hale gelmesiyle birlikte yalnız gezginler kruvaziyer şirketleri için büyüyen bir pazar oluşturuyor.
Bunun yanında farklı kuşakların aynı tatilde buluştuğu çok kuşaklı aile seyahatleri de giderek yaygınlaşıyor. Bu model, aile bireylerine hem birlikte vakit geçirme hem de ayrı aktiviteler gerçekleştirme imkânı sunuyor.
Kruvaziyer sektörünün hızlı bir kapasite artışı yaşaması ise kısa vadede kolay görünmüyor.
Dünyadaki kruvaziyer gemilerinin büyük bölümü Avrupa'da inşa ediliyor. İtalya, Fransa, Almanya ve Finlandiya'daki dört büyük tersane sektörün önemli üretim merkezleri arasında yer alıyor.
Ancak tersanelerin üretim kapasitesinin sınırlı olması, gemi arzının talebin gerisinde kalabileceği anlamına geliyor.
Onorato'ya göre bu durum sektör açısından olumsuz olmak zorunda değil. Sınırlı üretim kapasitesi, kruvaziyer sektörünün kontrollü bir hızda büyümesine yardımcı olabilir ve uzun vadeli yatırımlar açısından daha sürdürülebilir bir yapı oluşturabilir.
Kruvaziyer sektörünün geleceğinde çevresel dönüşüm, yeni yakıt teknolojileri, değişen yolcu profili ve destinasyon yönetimi belirleyici olacak. Sektörün önündeki temel soru ise büyümeyi sürdürürken çevresel etkileri ve aşırı turizm kaynaklı baskıları ne ölçüde azaltabileceği olacak.
This article is sourced from this page .