Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, konaklama sektörünün karşı karşıya olduğu temel sorunun oda dolulukları değil, artan maliyetler karşısında gerileyen kârlılık olduğunu söyledi. İstanbul'da düzenlenen TÜROB aylık değerlendirme toplantısında konuşan Eresin, son dönemde doluluk oranlarında iyileşme yaşanmasına rağmen gelirlerin aynı ölçüde artmadığına dikkat çekti.
Eresin'in paylaştığı verilere göre İstanbul'da otel doluluk oranları 2026 yılında yükseliş eğilimini sürdürdü. TÜROB verilerine göre ağustos ayında doluluk oranı yüzde 76,56'ya ulaşırken, yılın ilk sekiz aylık döneminde ortalama doluluk yüzde 67,01 olarak gerçekleşti. Uluslararası veri sağlayıcısı STR-CoStar'ın rakamları da benzer bir tablo ortaya koyarak ağustos ayında yüzde 73,8, ocak-ağustos döneminde ise yüzde 65,12'lik doluluk oranlarına işaret etti.
Ancak sektörün temel sıkıntısı doluluk performansında değil. Eresin, otellerin gelirlerinin enflasyon, enerji, personel ve operasyonel maliyetlerdeki artışa ayak uyduramadığını belirterek, özellikle döviz kurlarındaki sınırlı hareket ile yükselen giderler arasındaki farkın işletmeler üzerinde ciddi baskı yarattığını vurguladı.
İstanbul'da ağustos ayında ortalama günlük oda fiyatı (ADR) 103,82 euro seviyesinde gerçekleşti. Buna karşın yılın ilk sekiz ayında ortalama fiyatın 97,5 euroya gerilemesi, gelir tarafındaki baskının sürdüğünü ortaya koydu. Sektör temsilcileri, son yıllarda doluluk oranlarının büyük ölçüde korunmasına rağmen oda başına gelir ve kârlılık göstergelerinde aynı performansın yakalanamadığını ifade ediyor.
Müberra Eresin, turizm sektörünün artık yalnızca ziyaretçi sayısı ve doluluk oranlarıyla değerlendirilemeyeceğini belirterek, başarının kârlılık, verimlilik, hizmet kalitesi ve yüksek harcama yapan turist çekebilme kapasitesiyle ölçülmesi gerektiğini söyledi. Eresin'e göre sektörün odağı daha fazla turist ağırlamaktan çok, daha uzun konaklayan ve kişi başına daha yüksek harcama yapan ziyaretçi profiline yönelmeli.
Türkiye'nin kültür, gastronomi, sağlık, kruvaziyer, spor ve kongre turizmi gibi farklı alanlarda önemli bir rekabet avantajına sahip olduğuna dikkat çeken Eresin, özellikle İstanbul'un iş ve tatil turizmini bir arada sunabilen sayılı destinasyonlardan biri olduğunu vurguladı. Bu çeşitliliğin turizm gelirlerini yıl geneline yaymak açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.
TÜROB Başkanı ayrıca önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi, İspanya Süper Kupası ve Formula 1 Türkiye Grand Prix gibi organizasyonların Türkiye'nin uluslararası görünürlüğünü artıracağını belirterek, sektörün tanıtım çalışmalarını yoğun şekilde sürdürdüğünü kaydetti.
This article is sourced from this page .