Faturasını Kim Ödedi?
Yıllardır küresel platformlarla yaşanan belirsizlik, zaman zaman erişim engelleriyle çözülmeye çalışıldı. Ama kapıyı kapatmak, sorunu çözmedi, yalnızca faturayı sektöre kesti. Yerli işletmeler pazar kaybetti, tüketici mağdur oldu, Türkiye'nin uluslararası dijital mecralardaki görünürlüğü zarar gördü.
Yasak, sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yalnızca tartışmayı erteler.
Korumacılık Kimseyi Büyütmedi
Yasakların yerli acentelere ve yerli dijital platformlara (OTA) bir faydası olduğu söylenemez. Erişim engelleri, ne yerli bir platformu güçlendirdi ne de onu küresel ölçeğe taşıdı. Tam tersine, yerli OTA'lardan birkaçı faaliyetini durdurdu ya da kapandı. Yerli oyuncuları büyüten şey yasaklar değil, güçlü bir altyapı, yatırım ve eşit rekabet ortamıdır.
Doğru Olan Kural Koymak
Bugün gelinen noktada kural koyucu bir anlayışın benimsenmesi önemli bir dönüşümdür. Teklif, yabancı platformlara izin belgesi, Türkiye'de temsilci bulundurma, vergi ve turizm payı yükümlülüğü getiriyor, komisyon oranına da üst sınır koyuyor.
Rakam büyük, kural yok: Milyarlarca dolarlık hacimle Türkiye'den kazanan bir aktörün, Türk kanunlarına ve Türk vergi sistemine tabi olması lütuf değil, asgari şarttır.
Korkmaya Gerek Yok
Düzenlemeye itiraz edenlerin kaygılarını anlıyorum. Ancak bu kaygılar, kuralsızlığın sonuçlarını yaşamış bir sektörün refleksidir. Oysa teklif, kimseyi pazardan çıkarmıyor. Kurallara uyan her platform Türkiye'de faaliyetini sürdürecek. Değişen tek şey, oyunun artık net kurallarla oynanacak olması.
Kuralların net olduğu bir pazarda kaybedecek olan, kurallara uymak istemeyenlerdir. Yerli işletmeler değil. Rekabetten korkmak yerine, eşit şartlarda rekabet edebilmek için bu fırsatı değerlendirmeliyiz.
Şeffaf ve adil bir zemin, Türk turizmini kısıtlamaz, güçlendirir.
This article is sourced from this page .