Bir insanın itibarı, hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmadan zedelenmemeli; gözaltı, peşinen suçluluk anlamına gelmemelidir. Türkiye’de aralarında otelcilerin ve seyahat acentacılarının da bulunduğu iş insanlarının gözaltına alınmaları, haklarında henüz kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan kamuoyu önünde suçlu gibi algılanmaları, yalnızca kişileri değil, temsil ettikleri sektörü de yaralıyor.
TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı hakkında gündeme gelen süreç de masumiyet karinesinin ve insan onurunun önemini bir kez daha hatırlatıyor. Hukuk, siyasi görüşe, mesleğe veya kişisel ilişkilere göre değil, evrensel hukuk ilkelerine göre işlemelidir.
"Turizmci yalnızca yatırımından, doluluk oranından ve gelirinden sorumlu değildir"
Bu vesileyle, Turizm Gazetesi sahibi Halim Bulutoğlu’nun demokrasi, özgürlükler ve hukukun üstünlüğü konusundaki duyarlı yayınlarını değerli bulduğumu belirtmek isterim. Ancak asıl üzücü olan, böylesine önemli meselelerde turizm sektörünün meslek örgütlerinin ve temsilcilerinin çoğu zaman sessiz kalmasıdır.
Turizmci yalnızca yatırımından, doluluk oranından ve gelirinden sorumlu değildir. Aynı zamanda içinde yaşadığı toplumun geleceğine karşı da sorumludur. 10 Ekim 2026 da kaleme aldığım ‘’POYD Sektöre Çağrımıza Duyarlılık Gösterdi’’ başlıklı yazımda bu hissiyatımı aşağıdaki şu sözlerle turizmci okuyucularıma aktarmıştım:
"Bu vesile ile bir hissiyatımı da burada paylaşmak isterim. Bir toplumda haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, siyasi zulüm olup da bir turizmci öncelikle insan olarak tepki göstermiyorsa, ‘’ben herkesle iyi geçinip işime bakarım’’ anlayışında ise o ortam ve zihniyet beni hep rahatsız etmiştir. Kendimiz için değilse de çocuklarımız için güvenli bir ülkeyi bir turizmci çok daha fazla istemelidir.’’
"Suçu kesinleşmemiş ve muhtemelen siyaseten tutuklular adına empati yaptığınızda uykularınızın kaçacağından eminim"
Youtube’da ‘’İzzettin Yurtsever’’ adına kanalımda adalet ve din konularında Türkçe ve ingilizce videolarımda da keza instagram sayfamda da bu konulara çokça yer vermekteyim. Bir ülkede adalet yoksa din yok demektir, kaynaşma ve yumuşamanın en büyük aracı olan turizm de yaralanmış demektir.
Ben sadece turizmcilerin değil, bu haksızlık ve hukuksuzluklara karşı duyarsız olan tüm din alimlerini, tarikatları, hacı ve hocaları, din anlatan youtuber’ları izleyici ve takipçi kaybedeceklerinden korkup sessiz kalmalarından dolayı videolarımda sitem ediyorum.
Suçu kesinleşmemiş ve muhtemelen siyaseten tutuklular adına empati yaptığınızda uykularınızın kaçacağından eminim.
Bugün başkasına yapılan haksızlığa sessiz kalırsak, yarın kendi hakkımızı savunurken yanımızda kimleri bulacağız?
Demokrasi, hak, hukuk ve adalet; yalnızca başımıza geldiğinde savunacağımız değerler değildir. Bugün başkasına yapılan haksızlığa sessiz kalırsak, yarın kendi hakkımızı savunurken yanımızda kimleri bulacağız?
Kendimiz ve çocuklarımız için güvenli, özgür ve adil bir ülke istiyorsak, turizmciler olarak daha ilkeli, daha cesur ve daha duyarlı bir tutum sergilemeliyiz.
Çünkü mesleki dayanışma, yalnızca sektörün ekonomik çıkarlarını korumak değil, insan onurunu ve adaleti de savunabilmektir.
Güzel yarınlara ulaşmak dileğiyle…
This article is sourced from this page .