Projedeki daire sayısının 450-500 olacağını ifade eden Zorlu, şöyle konuştu: "İç dizayn değişti. Gelen giden çok. Dairelerin tamamını karşılayacak talep fazlasıyla var. Fiyat belli değil. Ben de proje içinde yaşayacağım. Ama dairemi daha seçmedim. Otel konusu tam netleşmedi . Ama ay sonuna kadar onun da kararını vereceğiz. 3 grupla görüşüyoruz. Daha önce Türkiye'ye girmemiş bir grup da var içlerinde. Ama ay sonunda netleşecek."
ÇARK BÜYÜK, EN ÇOK İŞİMİ KAYBETMEKTEN KORKARIM
6 milyar dolar ciroya sahip Zorlu Grubu'nun patronu Ahmet Zorlu, "Ben önce Allah'tan korkarım. Sonra da işimi kaybetmekten. Çünkü çark büyük. Şu an grupta gayrimenkulle birlikte 25 bin çalışan var. Türkiye'de reel sektörde en büyük çalışan sayısı neredeyse bizde. Sorumluluk büyük" diyor.
Zorlu Grubu, geçtiğimiz yılı 2.5 milyar dolar ihracatla kapatan ve bu yıl 3 milyar dolar ihracat hedefleyen bir topluluk. Cirosu 6 milyar dolar olmasına rağmen patronu Ahmet Zorlu, buralara hiç yanlış yapmadan gelmediklerini ama büyük hatalar yapmadıkları için büyüdüklerini söylüyor. Bir de ekliyor: "Ben önce Allah'tan korkarım. Sonra da işimi kaybetmekten. Çünkü çark büyük. Şu an grupta gayrimenkulle birlikte 25 bin çalışan var. Türkiye'de reel sektörde en büyük alışan sayısı neredeyse bizde. Sorumluluk büyük" diyor.
OKUL VARDI DA OKUMADIM MI?
Denizli Babadağ'ında dokumacı bir aileden gelen Ahmet Zorlu 3 çocuğun ortancası olarak dünyaya gelmiş. 1983 yılında ticarete atılan babasının yaz tatilinde devamlı dükkana gelmesini istediğini hatırlayan Zorlu "Ama ben çocuktum. Oynamak varken gitmek işe istemezdim. Şimdi babamdan büyük bir servet kaldı diye düşünüyorum" diye konuşuyor. İlçelerinde lise, ortaokul olmadığını sadece ilköğretim okulunun yer aldığını dile getiren Zorlu "İlçede üniversite mezunu nüfus maksimum yüzde 3'tü. 2-3 tane sinema vardı. Ama okul yoktu. Ben ilkokul mezunuyum. Ama şimdi ‘okul vardı da biz okumadık mı?' diyorum" dedi.
FÖTR ŞAPKALI TÜCCARLAR
Babasından aldığı eğitimle 14 yaşında mal teslim alıp ambar tutmaya kadar işi tek başına çekip çevirecek kıvama gelen Ahmet Bey, 15 yaşında işleri geliştirmek için gurbete çıkmış ve Trabzon'a gitmiş. Hep büyümek istediğini dile getiren Zorlu bunda da Babadağ'ından alışverişe gelen fötür şapkalı İstanbullulara özenmesinin etkili olduğunu ifade ediyor. O günleri "Ben yapayım isterdim. Büyük tüccar olmak isterdim. Babam ise bu isteklerime ‘çocuk' diye bakar güler geçerdi" diye anlatan Zorlu, o günlerde postane kapısında beklediği sipariş mektuplarını ve sipariş gelmediği zaman duyduğu hayal kırıklarını dün gibi hatırlıyor.
İLK BÜYÜK HAYALKIRIKLIĞI
15 yaşında müthiş sipariş aldıkları Karadeniz'e hizmeti yakınlaştırmak için Trabzon'a yerleşen ve dükkan açan Zorlu, Trabzon'da aldığı hayat derslerini de şöyle anlatıyor: "Dolma senet gerçeğiyle ilk kez orada karşılaştım. 30-40 bin liralık mal sattık ama bütün senetler protesto oldu. Bu olunca iplikçiler bize iplik vermekten korkmaya başladı. Amcamla da geçinemedik. Ortaklık bitti. Babam da biraz tedirgin oldu. 5-6 ortakla yeni şirket kurdular."
UYKU KAÇIRAN ZARAR
Babasının yeni kurduğu ortaklıkta 150 lira maaşla çalışmaya başladığını dile getiren Zorlu, ardından yaşanan ihtilal ile bir kez daha sarsıldıklarını anlatıyor: "Elimizdeki stok malları bohçacılara satarak stokumuzu bitirdik. Ama bir baktın yıl sonunda 10 bin lira içerdeyiz. Kasada zarar çıkınca ortaklardan biri gözümün içine baktı. Ben de üstüme alındım tabi. Ben kasadan hiç para almazdım. Para yetmezse iki köfte yarım ekmekle öğle yemeği yerdim. Otele geldim. Uykum kaçtı. Bir daha saydım. Fark etmedi. Bu benim için büyük bir korku oldu"
1970'lerde Trabzon ufak gelmeye başlayınca İstanbul'a giden Zorlu için dönüm noktası emprime çarşaf işi oldu. Taç markası büyümesinin ilk vmesi oldu. Pazar kokusunu iyi alan Ahmet Bey 1970'lere kadar fason üretim yaptırdıktan sonra Korteks'i kurdu. Entegre olmaya başladı. Ürün yelpazesini genişletti. 1994 yılında da Vestel'in sahibi oldu. Aldığında 360 bin televizyon üretimi varken şimdi 11.5 milyon televizyona çıktıklarını dile getiren Zorlu, "Rakiplerimizin aldığı teşvikleri biz alsaydık Türkiye bambaşka bir yerde olurdu. İhracatımız 10 katına çıkardı" diyor.
Ahmet Nazif Zorlu daha önce beyanatlarında ‘ben Özal dönemi zenginiyim' demişti. Ama Mesut Yılmaz'la dostluğu da eskilere dayanır ve birlikte anılır.... Kendisine, ‘Mesut Bey'in işinizde hiç desteği oldu mu?' diye sorduğumuzda "Birine siyaseten ‘bana destek ol' demek benim tabiatıma aykırı bir şey bir kere. Mizacım buna müsaade etmez" diye cevap verdi. Sonra da daha önce hiç duymadığımız bir banka başvurusu anısını anlattı: "Hiç aklımızda yokken 1991-1992 yıllarında Zorlubank için müracaat ettik. O zaman Mesut Yılmaz Başbakandı. Bana izin vermediler. Ben de 70 milyon dolara Denizbank'ı satın aldım. Sadece ismini aldım. Mesut Yılmaz zenginiysem madem, benim onun Başbakanlığı zamanında banka müsaadem neden çıkmadı. Bu da bunun bir ispatıdır."
Hiçbir siyasi görüşü olamayacağını ama iyi politika yapanı hep benimsediğini ifade eden Zorlu şöyle devam etti: "Benim partim, işimdir. Mesut Bey'le tanışmam onun amca çocuklarıyla ticari alışverişimizle oldu. Zaten Benim devletle işim olmadı. Şu devletten şu ihaleyi aldın desinler. Karayolları için 3 sene uğraştım. Tüpraş'ta ihaleyi aldım, iptal oldu. Biz devletle iş yapmıyoruz."
Ahmet Zorlu 1980'de kendisine gelen ve kabul etmediği hayali ihracat teklifini de şöyle anlattı: "O yıllarda büyük bir işadamı bana gelip ‘Sen çok cici mallar yapıyorsun. Gel bunu ihraç edelim' dedi. Ben de ‘Zaten ihraç ediyorum' diye cevap verince ‘Merkez Bankası'nın desteğini biliyor musun?' diye sordu. Ben de ‘Biliyorum' dedim. Sonra anlatmaya başladı ‘Bizim bir arkadaş bu işleri çok iyi bilir. Diyelim ki senin elindeki mal 5 dolarsa, fiyatı 30 dolar yaparız. Yüzde 32 teşvikle Merkez Bankası'ndan 9 dolar alırız. Malın bedeli olan 5 doları sen alırsın. Kalan 4 doları da paylaşırız. Malları da nehire dökeriz.' Ben de sordum ‘Nereden alacağız bu parayı' diye. ‘Tabii ki Merkez Bankası' cevabı geldi. ‘Peki Merkez Bankası kim?' deyince ne demek istediğimi anladı. ‘Kusura bakma' dedim. ‘Tüyü bitmedik yetimin hakkını yemem'. Şimdi bana bu teklifi getiren o insanların hiçbiri yok. Hepsi yok oldu." (HABERTÜRK)
This article is sourced from this page .