Booking.com’un 2027 Seyahat Tahminleri Açıklandı: Turistler Alışılmışın Dışına Çıkmaya Hazırlanıyor

Turizm Gazetesi 14/10/2026

Optimism: 25 Concern: 0 Uncertainty: 0 Confidence: 0 Discontent: 0 Satisfaction: 0
Booking.com’un 2027 Seyahat Tahminleri Açıklandı: Turistler Alışılmışın Dışına Çıkmaya Hazırlanıyor

Uluslararası seyahat platformu Booking.com, 2027 yılında seyahat tercihlerini şekillendirmesi beklenen eğilimleri içeren yeni raporunu yayımladı. Araştırma, turistlerin yalnızca nereye gideceklerine değil, nasıl hissetmek istediklerine, kiminle seyahat edeceklerine ve tatillerini nasıl kişiselleştireceklerine de daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor.

Temmuz ve ağustos 2026 döneminde gerçekleştirilen araştırmaya 32 ülke ve bölgeden 28 bin 230 kişi katıldı. Önümüzdeki 12-24 ay içinde iş veya tatil amacıyla seyahat etmeyi planlayan yetişkinlerin görüşlerine dayanan rapor, 2027 yılı için dokuz temel eğilimi belirliyor.

Booking.com Pazarlama Direktörü Paul Hennessy, seyahatin giderek kişisel tercihler ve bireysel beklentiler doğrultusunda şekillendiğini belirterek yapay zekâ ve kişiselleştirme teknolojilerinin bu dönüşümde önemli rol oynayacağını vurguladı.

1. Alışılmışın Dışında Tatiller Öne Çıkıyor

Araştırmaya katılanların yüzde 77’si, kişiliklerine ve alışkanlıklarına tamamen aykırı bir deneyim yaşamak amacıyla tatil seçmeye ilgi duyuyor. Katılımcıların yüzde 36’sı ise seyahat tercihleriyle arkadaşlarını ve ailelerini şaşırtmak istiyor.

Öte yandan, katılımcıların yüzde 29’u fazla sıradan veya tahmin edilebilir buldukları için bir tatil deneyimini sosyal medyada paylaşmaktan kaçındığını ya da paylaşımını sildiğini belirtti.

Bu eğilim, seyahat deneyimlerinde kişisel keşif, sıra dışı aktiviteler ve paylaşılmaya değer anların önem kazanacağına işaret ediyor.

2. Seyahat Arkadaşlığına Bütçe Karar Verecek

Ekonomik beklentiler, yalnızca destinasyon ve konaklama tercihlerini değil, seyahate kiminle çıkılacağını da etkiliyor.

Katılımcıların yüzde 50’si, harcama alışkanlıklarındaki farklılıklar nedeniyle seyahate davet edeceği kişileri yeniden değerlendirdiğini belirtti. Yüzde 51’i ise seyahat sırasında para konusundaki farklı beklentiler nedeniyle anlaşmazlık yaşadığını ifade etti.

Katılımcıların yüzde 38’i, bu tür sorunlar nedeniyle bazı kişileri seyahat grubundan çıkardığını bildirdi.

Ebeveynler arasında da farklı bir eğilim görülüyor. Araştırmaya katılan ebeveynlerin yüzde 61’i, tatil bütçelerini kendilerine daha fazla ayırabilmek amacıyla çocukları olmadan seyahat etmeye istekli olduklarını belirtti.

3. Destinasyon Seçiminde Ruh Hali Belirleyici Olacak

2027’de seyahat planlamasının yalnızca coğrafi tercihlere değil, kişilerin tatilden beklediği duygusal deneyime göre de şekillenmesi bekleniyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 81’i, nereye gitmek istediklerinden ziyade nasıl hissetmek istediklerine göre destinasyon seçmeye sıcak bakıyor. Katılımcıların yüzde 76’sı ise ruh haline veya duygusal durumuna göre destinasyon öneren bir arama aracını kullanabileceğini belirtiyor.

Özellikle Z kuşağında kişiselleştirilmiş seyahat teknolojilerine ilgi dikkat çekiyor. Bu kuşağın yüzde 76’sı, seyahat önerilerinin kişiselleştirilmesi amacıyla giyilebilir cihaz verilerini, telefon ölçümlerini ve duygusal durumlarına ilişkin bilgileri bir seyahat sağlayıcısıyla paylaşmaya istekli olduğunu ifade etti. Baby Boomer kuşağında bu oran yüzde 35’te kaldı.

Bu eğilim, seyahat platformlarının kişisel tercihler ve kullanıcı verileri üzerinden daha özelleştirilmiş öneriler geliştirmesinin önem kazanabileceğini gösteriyor.

4. Her Şey Dâhil Tatil Paketleri Yeniden Şekilleniyor

Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, beslenme tercihleri ve alkol tüketimine yönelik değişen yaklaşımlar, tatil paketlerinin içeriğini de etkiliyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 67’si, son yıllarda yaşadığı en az bir sağlık, beden veya yaşam tarzı değişikliğinin tatil destinasyonu ya da aktivite seçimini etkilediğini belirtti.

Katılımcıların yüzde 66’sı, kullanmayı düşünmediği hizmetleri paketten çıkarabilmeyi sağlayan tatil seçenekleriyle ilgileniyor. Yüzde 58’i ise beslenme tercihlerini konaklama veya destinasyon seçiminde dikkate alabileceğini ifade ediyor.

Bulgular, gelecekte tatil paketlerinde standart hizmetlerin yanı sıra kişiselleştirilebilir içeriklerin ve yalnızca ihtiyaç duyulan hizmetlerin satın alınabildiği seçeneklerin önem kazanabileceğine işaret ediyor.

5. Paranormal Turizm İlgi Görüyor

Geleneksel deniz, kum ve güneş tatillerinin dışında, gizemli ve doğaüstü temalı deneyimlere yönelik ilgi de artıyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 65’i paranormal olaylarla bağlantılı deneyimlere ilgi duyduğunu belirtti. Katılımcıların yüzde 48’i, öteki dünyayla iletişim kurma amacı taşıyan deneyimleri denemeye açık olduğunu ifade etti.

Ölüm, ölüm sonrası yaşam ve maneviyat gibi konuları ele alan deneyimlere ilgi duyanların oranı ise yüzde 50 oldu.

Tarihî mekânların gizemli hikâyeleri, perili olduğu düşünülen yapılar ve paranormal temalı etkinlikler, bu kapsamda değerlendirilen deneyimler arasında bulunuyor.

6. Yapay Zekâ Tatilde İş Yükünü Üstlenecek

Uzaktan çalışma ve dijital iletişimin yaygınlaşması, tatil sırasında işten tamamen uzaklaşmayı zorlaştırıyor. Booking.com’un araştırması, yapay zekânın bu soruna yönelik yeni bir çözüm olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.

Katılımcıların yüzde 58’i, tatilin son gününde işe dönüş düşüncesi nedeniyle daha az keyif aldığını belirtti. Yüzde 38’i ise e-postalarını takip edebilmek için tatilde dizüstü bilgisayarını yanında taşıdığını ifade etti.

Araştırmaya katılanların yüzde 64’ü, tatildeyken işlerini yönetmesi için bir yapay zekâ aracısından yararlanmaya ilgi duyuyor. Yüzde 43’ü ise yokluğunda e-postalarını ve idari işlerini yapay zekânın yönetmesine sıcak bakıyor.

Katılımcıların yüzde 44’ü, yapay zekânın işlerini devralması sayesinde tatillerine fazladan bir gün ekleyebileceğini belirtti.

Bu eğilim, seyahat teknolojilerinin yalnızca rezervasyon ve planlama süreçlerinde değil, tatil sırasında iş ve özel yaşam arasındaki sınırların korunmasında da rol oynayabileceğini gösteriyor.

7. Uçuş Deneyimi Tatilin Bir Parçasına Dönüşüyor

Wellness ve sağlıklı yaşam odaklı hizmetlere yönelik talep, konaklama tesislerinden hava yolu seyahatlerine doğru genişliyor.

Araştırmaya katılanların yüzde 89’u, yolculuk sonunda dinlenmiş ve yenilenmiş hissederek varış noktasına ulaşmayı garanti eden bir seçenek olması durumunda uzun mesafeli uçuş yapabileceğini belirtti.

Katılımcıların yüzde 33’ü uyku düzenini destekleyen yiyecek-içecek menüleri veya kafein tüketimine yönelik yönlendirmelerle ilgileniyor. Yüzde 20’si jet lag etkisini azaltmaya yönelik aydınlatma sistemlerini, yüzde 19’u ise cilt bakım kitlerini tercih edebileceğini ifade etti.

Ayrıca katılımcıların yüzde 24’ü, uçakta çocukların bulunmadığı ve sessizliğin korunduğu özel bir bölge seçeneğine ilgi duyuyor.

Bulgular, yolculuk konforunun ve uçuş sırasında sunulan sağlıklı yaşam hizmetlerinin seyahat deneyiminin önemli bir bileşeni haline gelebileceğini ortaya koyuyor.

8. Spor Odaklı Seyahatler Yeni Sosyal Bağlantılar Kuruyor

Tek başına seyahat eden turistler arasında spor etkinlikleri ve fiziksel aktiviteler aracılığıyla sosyalleşme eğilimi öne çıkıyor.

Daha önce tek başına seyahat etmiş katılımcıların yüzde 66’sı, birlikte yapılan bir fiziksel aktivitenin veya ortak bir mücadelenin kalıcı bir arkadaşlık ya da bağ kurulmasını sağladığını belirtti.

Katılımcıların yüzde 55’i, seyahat sırasında benzer ilgi alanlarına sahip sporcularla veya kişilerle bir araya gelebilecekleri topluluklara katılmaya ilgi duyuyor.

Tek başına seyahat edenlerin yüzde 52’si ise bir fitness veya spor etkinliğine katılmak amacıyla seyahat etmeyi düşünüyor.

Bu eğilim, spor organizasyonlarının ve ortak aktivite programlarının, özellikle bireysel seyahat eden turistler için yeni deneyimler ve sosyal etkileşim fırsatları yaratabileceğine işaret ediyor.

9. Doğa Yürüyüşleri Çiftlerin Tatil Tercihlerinde Öne Çıkıyor

Araştırma, çiftlerin tatillerini yalnızca dinlenmek ve birlikte vakit geçirmek için değil, ilişkilerindeki sorunları ele almak için de değerlendirebileceğini ortaya koyuyor.

Katılımcıların yüzde 47’si, anlaşmazlıkları veya ilişkideki sorunları çözmek amacıyla birlikte bir seyahate çıkmayı düşünebileceğini belirtti. Yüzde 81’i ise en az bir tatil aktivitesinin partneriyle daha açık veya zor konuşmalar yapmasına yardımcı olduğunu ifade etti.

Bu aktiviteler arasında yüzde 35 ile birlikte yürüyüş yapmak veya doğa yürüyüşüne çıkmak öne çıktı.

Bulgular, doğa içinde gerçekleştirilen ortak aktivitelerin çiftlere iletişim kurabilecekleri daha rahat bir ortam sunabildiğini gösteriyor.

Kişiselleştirme Ve Teknoloji Seyahatin Geleceğini Şekillendirecek

Booking.com’un 2027 Seyahat Tahminleri, turistlerin tatil tercihlerini daha kişisel beklentiler doğrultusunda şekillendirdiğine işaret ediyor. Sıra dışı deneyimler, bütçe uyumu, ruh haline göre destinasyon seçimi, esnek tatil paketleri ve yapay zekâ destekli hizmetler öne çıkan eğilimler arasında yer alıyor.

Araştırma sonuçları aynı zamanda spor, sağlıklı yaşam ve paranormal deneyimler gibi farklı ilgi alanlarının seyahat ürünlerinin çeşitlenmesinde etkili olabileceğini gösteriyor.

Booking.com, yapay zekâ ve kişiselleştirme teknolojilerine yönelik çalışmalarla seyahat planlamasının farklı aşamalarını kullanıcıların beklentilerine daha uygun hale getirmeyi amaçlıyor.

Araştırmanın kapsamı: Çalışma, Temmuz-Ağustos 2026 döneminde 32 ülke ve bölgede, önümüzdeki 12-24 ay içinde iş veya tatil amaçlı seyahat etmeyi planlayan 28 bin 230 yetişkinle çevrim içi olarak gerçekleştirildi. Araştırmanın açıklanan hata payı ± yüzde 0,6 olarak belirtildi.

Kaynak: Booking.com, 2027 Travel Predictions.

This article is sourced from this page .