Türkiye’de basın özgürlüğü, soruşturmalar ve kayyum uygulamaları tartışılırken Halk TV’ye yönelik operasyon turizm sektörüne de uzandı. TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı’nın gözaltına alınarak İstanbul’a götürüldüğüne ilişkin bilgilerin gündeme gelmesinin ardından gazeteci Deniz Zeyrek, yurt dışında olduğu bilinen Necati Yağcı'ya ulaştığını ve kendisiyle konuştuğunu açıkladı.
Deniz Zeyrek 15 Ekim sabahı yayımladığı YouTube programında soruşturma kapsamında gözaltına alınan kişilere yönelik yaklaşımı değerlendirdi.
Zeyrek, konuyu soruşturmanın hukuki ayrıntılarından ayrı tutarak özellikle basın özgürlüğü ve hukukun temel ilkeleri açısından ele aldı. Gözaltına alınan kişilerin haklarındaki iddialar kesinleşmeden suçlu gibi gösterilmesinin sakıncalarına dikkat çekti.
Necati Yağcı’nın Mahiroğlu İle İlişkisi Tartışma Konusu Oldu
Zeyrek, Necati Yağcı ile telefon görüşmesi yaptığını belirterek, Yağcı’nın kendisine Cafer Mahiroğlu’ndan daha önce bir gayrimenkul satın aldıklarını ve bu işlem kapsamında para gönderdiklerini anlattığını aktardı. Zeyrek’in aktarımına göre Necati Yağcı, söz konusu para transferinin soruşturmayla ilişkilendirilmiş olabileceğini düşündüğünü ifade etti.
Zeyrek Antalya’da yaşayan Erkan Yağcı ile Mahiroğlu arasında nasıl bir bağlantı kurulduğunu anlayamadığını da dile getirdi.
Zeyrek, soruşturma kapsamında gözaltına alınan kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerinin hangi gerekçelerle suçlamalara konu edildiğinin açık biçimde ortaya konulması gerektiğine işaret etti.
“Gözaltına Aldıkları Herkese Suçlu Muamelesi Yapıyorlar”
Gözaltına alınan kişilerin kamuoyunda peşinen suçlu kabul edilmesini eleştiren Zeyrek, masumiyet karinesinin önemini vurguladı.
Zeyrek, programında şu ifadeleri kullandı:
“Ve ne yazık ki üzücü olan tarafı da şu: Gözaltına aldıkları herkese bir şekilde suçlu muamelesi yapıyorlar.”
Hukukun temel güvencelerinin göz ardı edilmesinin kamuoyunun olayları sağlıklı değerlendirmesini zorlaştırdığını belirten Zeyrek, gözaltı ve tutuklama kararlarının otomatik olarak suçluluk göstergesi kabul edildiği bir anlayışın oluşmasına tepki gösterdi.
Türkiye turizm sektörünün en önemli meslek örgütlerinden, 17 bölgede üç binden fazla oteli temsil eden TÜROFED'in yönetim kurulu başkanı olan, turizm ve işletmecilik alanında akademik kariyeri olan, Antalya'da çok uzun yıllardır otel işletmeciliği yapan ve mesleki konularda son derece deneyimli olduğu herkesçe bilinen Erkan Yağcı'nın böyle bir soruşturmanın konusu haline getirilmesinin sektöre ulusal ve uluslararası düzeyde zarar vereceği konuşuluyor. Sürecin basın özgürlüğü başta, insan hakları ve ifade özgürlüklerindeki gerilemeyle paralel ele alınması da bir başka dikkat çekici yönünü oluşturuyor.
Halk TV’nin Kapatılması Üzerine Ne Dediler?
Bu arada Türkiye'nin en çok izlenen haber kanalı Halk TV'nin kapatılması da gerek yurt içinde, gerekse yurtdışında tepki yarattı. Tepkilerini dile getiren gazeteci ve siyasi parti liderleri, Türkiye'nin demokrasi ve basın özgürlüğü sınavında bu adımın yeni bir eşik oluşturduğunu söylediler.
Suat Toktaş - Halk TV Genel Yayın Yönetmeni: Aşağı yukarı 20 yıldır yayında olan bir kanala Türkiye'nin yeni normali olarak el konuldu. Gece yarısı bir operasyonla el konuldu, TMSF kayyum olarak atandı.
Ana kumandayı teslim alamadık. Teslim alsaydık sizi de yayından veda ederdik. Fakat şu anda mecburiyetten bir video arkadaşlarımızla birlikte çekiyoruz. Son anlarımızı zaten sosyal medyada gördüğümüz yüzlerce polisle… Gelindi, TMSF yönetimi geldi.
Dediğim gibi, geldiğimizde ana kumandaya hazırlıklı gelinmişti. Ana kumandaya el konulmuştu. Dolayısıyla biz de yayında veda edemedik. Hakikaten gazetecilik bitmez. Yayında veda edemedik ama bir biçimde sesimizi duyurmaya çalışacağız.
Nasıl yolda olur? Hangi mecralardan olur? Onu şu anda bilemiyoruz. Çok sıcak. Onları planlarız. Onları zaten duyarsınız.
Biz burada Türkiye'nin sesi olmaya çalıştık. Türkiye'nin en büyük, en fazla izlenen kanalına el konuldu. Aslında bilme hakkınız engelleniyor. Çünkü burada çalışan herkes halkın haber alma özgürlüğü için çalıştı. Bilme hakkınıza hizmet etmek için biz burada vardık.
Gazetecilik yaparken sadece bir televizyon kanalında profesyonel bir anlayışla bakmadık. Türkiye'nin içinden geçtiği süreci tarihe aktaran bir resim çekmek, bunları tarihin hafızasına göndermek üzere bir bilinçle hareket ettik. Yayınlarımızın temel çizgisi de bu oldu.
Özgür Özel – Yeni Parti Genel Başkanı: Muhalefetin sesini duyuran birkaç televizyona kayyum atanıp kapatılmasını bekliyor muyduk? Bekliyorduk. Halk TV'ye kayyum atarlar mı? Atarlar. Ne zaman atarlar? En sona geldiklerinde artık onu da yaparlardı.
Bu hükümetin en sona geldiği anlaşılıyor artık. O kadar çaresizler ki fon meselesinin doğru düzgün tartışıldığı, milletin bilgilendirildiği bir noktada bu alanları tamamen kapatmak istiyorlar.
Daha dün şunu gördük: İktidar seçmeni muhalefet televizyonlarını ilk kez bu kadar yüksek izliyor. Neden? Olan bitenden rahatsız, “Ne oluyor?” diye dönüp Halk TV'ye bakıyor, Sözcü TV'ye bakıyor, Koza TV'ye bakıyor.
İkincisi, 9 Mart'tan beri burada savunma hakkı engelleniyor. Temmuz'da izin vermediler. Ağustos'ta izin vermediler. Bugün ilk kez Ekrem Bey beş yüz seksen gün sonra, herhalde beş yüz seksen dokuz gün sonra savunma hakkını kullanacak.
Bu sabah Halk TV'yi kapatıyorlar. Bu, iktidarın tükenmişliğinin, çaresizliğinin ve acziyetinin göstergesidir.
Kimse buradan “İktidar güçlü, Tayyip Erdoğan güçlü. Bakın Halk TV'yi de kapattı” diye bir umutsuzluğa kapılmasın.
Ümit Özdağ – Zafer Partisi Genel Başkanı: Şaşırtıcı değil. Her yerde uzun zamandan beri konuşuluyordu.
Şaşırtıcı değil ama üzücü.
Ve tam Ekrem İmamoğlu'nun savunma duruşmalarının başladığı günün tercih edilmiş olması da başka bir mesajın verildiğini gösteriyor.
Sosyal medya hesapları mahkeme kararlarıyla engelleniyor. Ortada suç varsa soruşturma olur. Yani niye engelliyorsunuz suçsuz insanları?
Peki Halk TV'nin yayınlarında işlenen bir suç var mı? Hangi suç işlenmişti de yayın kapatılıyor? Özetle bu bir düşman ceza uygulamasıdır.
Bunu herkese yapabilirler.
Musavat Dervişoğlu – İyi Parti Genel Başkanı: Evet, tabii ki. Şimdi keşfetmeye başladık yeni yeni. Biz bu konuyla ilgili gerekli uyarıları da yapmıştık geçmişte. Gündemi değiştirdiler ama bir gerçek var, altını çizerek söylüyorum: Böyle yapmaya devam ederlerse en çok kendileri zarar görür.
Bence iktidar algı oluşturmak adına kendi sonunu hazırlıyor. Hepinize teşekkür ederim.
Tülay Hatimoğulları – DEM Parti Eş Başkanı: Sosyal medya erişim hesaplarının engellenmesi, bu susturmaya eklenen yeni halkalar… Neredeyse her gün yüzlerce X hesabının engellendiğine, sosyal medya erişim engelinin olduğuna tanıklık ediyoruz. Bunları biz asla kabul etmiyoruz.
Biraz önce arkadaşlarımızla da konuşurken, değerlendirirken ifade ettik. Türkiye böyle manzaraları askeri darbe dönemlerinde görmüştür. Bu kadar ekranın karartıldığını, Kenan Evren'le bütünleşmiş olan gazeteler, “makas makas” dediği, böyle formüle edilen anlayışı biz şimdi ne yazık ki en ağır şekliyle bir kez daha yaşıyoruz.
Halk TV ailesine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Ve iktidara buradan net olarak sesleniyoruz: Basını sansürlemekten artık vazgeçin.
Ali Babacan – Deva Partisi Genel Başkanı: Basın özgürlüğünü kısıtlamakla, medyayı susturmakla hakikatin üstünü örtmek mümkün değildir. Gerçeklerin, hakikatlerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır.
Onun için benim buradan iktidara çağrım, bütün bu işleri yürüten, yöneten devlet kurumlarına çağrım: Ülkeyi yönetsinler. İyi işler yapsınlar. Ülkede adalet ve hukuku güçlendirsinler. Ekonomiyi güçlendirsinler, her alanda ama her alanda çuvallayıp her alanda başarısız olup, hele hele şu son fon dolandırıcılığıyla beraber artık tamamen pisliğin dışarılara taştığı bir ortamda pisliğin üzerini örtmekle uğraşmasınlar. Memleketi iyi yönetmeye yoğunlaşsınlar.
Basını susturmak demek, yaptıkları yanlışların, yaptıkları hukuksuzluğun, adaletsizliğin üzerine örtmeye çalışmak demek.
Mahmut Arıkan - Saadet Partisi Genel Başkanı: Sabaha bir olumsuzlukla uyandık. Her gün olumsuz gelen haber hepimizin ümidini kırıyor, morallerimizi bozuyor. Türkiye'nin hak ettiği durum bu değil. Daha güzel günlere, daha güzel sabahlara uyanmayı Türkiye hak ediyor.
Farklı seslerin, farklı kanaatlerin sesinin kısılması, bu sesleri duyacak mecraların her gün azalması kabul edilebilir durum değil.
Geçen hafta Türkiye'de bir adalet zirvesi yapıldı. Başka yabancı ülkelerden, 70 ülkeden misafirler vardı. Merak ediyorum, acaba o ülkelere hangi mesajlar verildi? Bugün yapılan operasyonun bilgisi onlara verildi mi?
Dünyada açıklanan istatistiklerde basın özgürlüğünde, hukukun uygulanmasında, yolsuzluk endeksinde hep son sıralardayız. Böyle giderse o istatistiklerde de yerimizi bile alamayacağız.
Bir takım emellerin gerçekleşebilmesi için önünde engel görülen şeylerin hukuksuz bir şekilde ortadan kaldırılması kabul edilebilir durum değil. Bu hukuksuzluğun, bu haksızlığın kaldırılabilmesi için bizler de mücadelemize devam edeceğiz.
This article is sourced from this page .