Serhad Uslan - İlos Travel Yönetim Kurulu Başkanı
Bizim mahallede, okul çevresinde kahrolsunlar arasında “Kahrolsun Globalizm” diye sloganlar atılır, sermayenin halk düşmanı ve sömürgeci olduğu bağırılırdı. Nedir bu Globalizm diye araştırmaya çalışırken (o zamanlar bilgiye erişmek, deveye hendek atlatmaktan zordu) uluslararası güçlü sermayenin tüketim toplumlarına yönelik cazip tüketim ve dolayısıyla o ülkedeki konusuyla ilgili sektörleri ele geçirip sermayesini güçlendirmesi olduğunu (kısaca) idrak etmiştim.
Vay be dedim nasıl olurda topsuz tüfeksiz bir ülke ele geçirilirmiş anladım. Pek de anladım sayılmazdı aslında. Zira ülkede yokluklar vardı, üretim yapılamıyordu ve bazı temel ihtiyaç maddeleri için kuyruklar oluşuyordu. Sabahın köründe kalkıp 2 paket margarin ve 1 kilo et için kuyruklara girdiğimi hatırlıyorum. Bunu da hep o günkü hükümetlerin beceriksizliğine bağlar dururdum.
Eylemlere bu pencereden bakmak artık olağandı…
Gelelim oralardan bugüne
Sovyetler birliğinin dağılmasıyla birlikte Rusya’da CocaCola ve McDonalds dükkanlarını açtı, ruslara hiç tanımadıkları damak tadlarını tanıtmaya başladı ve bu anlamda diğer tüketim mallarını bu devasa pazarda şakır şakır satmaya başladılar. Günlük sosyal yaşam şeklinin bu bölümünü değiştirip yorganı yatağı Moskova’ya serdiler. Gelişmeler bu minvalde diğer sektörlerle de devam etti.
Şimdilerde Ruslar ve diğer Sovyet ülkeleri sosyalizmi bir kenara bırakıp bu kapitalist rejimin bir parçası oldular. Rusların ateş gücü, savaş silahları, uçakları, nükleer kapasitesi bunu durdurmaya yetmedi.
Yıl 1994! Sirkeci-adalar vapuru marifetiyle adaya giderken bir gazetenin küçük bir kitapçığı okumaya çalışıyordum. Çalışıyordum çünkü okuduklarımı idrak etmek bir hayli zordu. Kitapçığın kapağında “Bilgi Paylaşım Sistemi” yazıyordu. Daha teleksten faksa yeni geçmiş, faksın çağın icadı olduğunu düşünürken bu sistemin nasıl işlediğini hayal etmek bile bir hayli zordu. Derken kısa bir süre sonra bu sistem hayatımızın, işimizin gücümüzün bir parçası olmaya başladı. İNTERNET!
O tarihten bugüne artık hayatımızın her alanda bir parçası olan internet, artık diş fırçasını bile ayağına getiren, evde yemek yapmayı gerektirmeyen bir sipariş programıyla ayağına kadar getiren rahatlığın dibini gösteren bir iletişim ve paylaşım sistemi oldu.
Ofisten çalışmayı neredeyse gereksiz zaman kaybı haline getiren bu yapı elbette ki turizm sektöründeki değişim sınırlarını zorlayacaktı. Hasılı kelam öyle de oldu.
Şehir turizminin neredeyse %90’ı seyahat acenteleri marifetiyle yapıldığı zamanlardan bugüne baktığımızda bu oran %70-80 internet, geriye kalanı da seyahat acentelerinin marifetiyle oluyor.
Şehir turizminde bu oluyor da deniz-güneş-kum yaz turizminde aynı mı kalıyor? HAYIR! Uçak şirketlerinin yaz turizm noktalarına charter tadı ve fiyatında uçuş programlarına başlamasıyla beraber bu oran da seyahat acentelerinin aleyhinde değişecektir.
Seyahat acenteleri kısa bir süre içerisinde şayet işini sağlama almışsa yerel hizmet sağlayıcısı acenteler konumuna düşecek, yine konusuna vakıf seyahat acenteleri de, kültür turları bazında butik hizmetler vereceklerdir. Görünen köy bu. Lamı cimi yok gidişat bu yönde.
17 bin seyahat acentesinin içine düşeceği orta vade görünüş bu. Temerrüte düşecek birçok seyahat acentesi bu krizi tetikleyebilir.
Peki ne yapmalı?
Bunu da sektör yöneticileri düşünsün...
This article is sourced from this page .