Eda Özsoy - TurizmGuncel
Nadir Güllü, gıda sektöründe pek çok ilklere imza atan bir zanaatkar… O bir baklava profesörü… 250 yıllık bir ailenin beşinci kuşağı olan Güllüoğlu’nun ünü kıtları bile aşmış durumda…
Dünya markası Karaköy Güllüoğlu’nun sahibi Nadir Güllü’nün tatlıları, tüm dünyanın ortak lezzeti haline gelmiş durumda… Hemen hemen her gün yabancı bir ülkenin televizyonunda haber konusu olan Karaköy Güllüoğlu, hala Osmanlı’dan gelen bir geleneği yaşatıyor ve farklı din ve milletlerden insanları bir araya getiriyor. 60 yıllık lezzetin mimarı Nadir Güllü’nün dükkanında, duvara asılan bir televizyonda sürekli olarak dünya televizyonlarında yapılan röportajlar yayınlanıyor. Rum’u da Ermenisi’yi de Türk’ü de aynı ortamda buluşup, tatlı yiyip tatlı konuşuyorlar.
İLK KEZ TURİZM İŞLETME BELGESİ ALDI
İşte bu meşhur dükkanda Nadir Güllü ile bir araya geldik ve kendimizi derin bir sohbetin içinde bulduk. Sohbetimiz sırasında turizm elçisi olan Nadir Güllü’nün işletmesine turizm işletme belgesi verildiğini öğreniyoruz. Türkiye’de ilk kez bir baklavacıya turizm işletme belgesi verildiğini anımsatan Güllü, “Karaköy Güllüoğlu, uzun yıllardır Turizm Bakanlığı’nın davetlisi olarak Türkiye’ye gelen yazar ve gazetecileri ağırlayarak, Türk baklavasının ve özellikle Türk Mutfağı’nın tanıtılmasına katkılarda bulunmaktadır. Burası, turizme yönelik bir işletmedir. Osmanlı’dan gelen gelenekleri yaşatmaya çalışıyorum. Dükkanımda cola satılmasına bile izin vermiyorum” diyor. İşletmede mutfak turizmi de gerçekleştirdiklerini ifade eden Güllü, 20/30 kişilik turist gruplarını dükkanında ağırladıklarını belirtiyor.
HERŞEY DAHİL SİSTEMİ VE UCUZ TATLILAR…
İşletmesinde her zaman zanaatkar ruhuyla hareket ettiklerini belirten Güllü, hem beynini hem de ruhunu işine kattığını anlatıyor. “Bir iş yapacaksan, yüreğini koyacaksın” diyen Güllü, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Ancak herkes bizim gibi düşünmüyor. Tekstilci olan otel açıyor. Sonra oteline herşey dahil sistemini ve ucuz tatlıları koyuyorlar. Bu otele kilosu 5 milyondan baklava alıyorlar. Çünkü mecburlar.
KİLOSU 5 LİRADAN BAKLAVA MI OLUR?
Adam alırken, ‘ucuz olsun’ diye düşünüyor ama bir yandan da Türk mutfağının ismini lekeliyor. Türk turizmini baltalayanlar malesef, herşey dahil sistemini uygulayan otellerdir. Kalite, ucuza olmaz. Kilosu 30 milyondan aşağıya iyi baklava yokken, sen bunu 7, 8 milyona alırsan- veren kişi irmiğin içine gıda boyasını basar, bezelyeyi basar, hamuru çektirir, tezgaha koyar.”
OTELCİLERE SESLENİYORUM: KALİTELİ ÜRÜN UCUZA ALINMAZ
Ticarette müşteri kadar ürün verenin de korunması gerektiğini belirten Güllü, sohbetimiz sırasında otel işletmecilerine de sitemde bulunuyor. Güllü, şunları söylüyor:
“Pek çok otel, 30 milyonluk baklavayı, ‘15 milyona verirsek alırız’ diyor. Koca otelsin, sen bunu 15 alsan ne olur, 20 alsan ne olur. Bu işler malesef, tüccar ruhlulara veriliyor. Tüccar ruhlu kasayı düşünür. Esnaf ruhunda ise tabela düşünülür ve marka esas alınır. Çok kaliteli çok ucuza olmaz ki… 30 liralık mal 15’e verilmez ki! Gelin yapmayın diyoruz. 30 otel varsa, 10 tanesi kabul ediyor. O da ‘30’luk malı, 22’ye ver’ diye kabul ediyor. Kaliteyi düşünmeyen otellere sesleniyorum; Türkiye’nin ismini lekeliyorsunuz. Kalitesiz mal alınca müşteri mağdur oluyor? Bunu yapmayın. Turizm sektörüne sesleniyorum: Beni destekleyin ki, bu paralar size dönsün.”
BAKLAVAYLA RESMİMİ ÇEKİN, TANITIMIN EN İYİSİNİ YAPIN
Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerine de seslenen Güllü, Türkiye’nin gönüllü tanıtım elçisi olmak istediğini de belirtiyor. Güllü, sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Herkes bildiği işi yapacak. Ben pazarlamacıyım. Pazarlamanın birinci kuralı tanıtım ve reklamdır. Türkiye’yi dışarıya iyi pazarlarsan, Türkiye’ye iyi para gelir. Bana imkan verilirse, Türkiye’yi pazarlarım. Nadir Güllü, dünyaya baklavayı tanıtan adamdır. Dünyanın 300 ülkesi beni haber yaptı. Benimle bir birlikte bir baklava resmini çeksinler. Alın size en iyi tanıtım. Bundan iyi tanıtım mı olur? Dış ülkelerde belirli bir bütçe karşılığı reklam yaptırıyor. Ben parasız haberler çıkarıyorum. Vatanımı çok seven, milliyetçi ruhlu bir adamım. Ben amatör ruhluyum. Bu ruhumu hiç kaybetmek istemiyorum
Herkes bildiği işi yapacak. Ben pazarlamacıyım. Pazarlamanın birinci kuralı tanıtım ve reklamdır. Türkiye’yi dışarıya iyi pazarlarsan, Türkiye’ye iyi para gelir. Ben işletmeciyim. Bana imkan verilirse, Türkiye’yi pazarlarım.
Baklavanın iyisi nasıl anlaşılır?
Baklavanın iyisi, insanın beş duyusu ile test edilerek anlaşılabilir.
Görme duyusu ile test
İyi baklava, daha vitrinde, tepside kendisini belli eder. İyi pişmiş baklavanın rengi, altın sarısına çalar. Eski ustalar, buna 24 ayar altın rengi derlermiş. Ayrıca baklava diri görünmeli, iştah çekmeli.
Baklava tepsisinin boşalan yerlerinde fazla şerbet birikmişse, baklavanın ağır çekmesi için gereğinden fazla şerbet verilmiş olabilir. İyi baklavada şerbet kararında olmalı, baklavayı hem kilo olarak, hem tat olarak ağırlaştırmamalı.
İşitme duyusu ile test
İyi bir baklavaya çatal batırıldığında, bir hışırtı duyulur. Bu, yufkanın ince açıldığını ve baklavanın iyi piştiğine işarettir. Yufkası ne kadar ince açılmış olursa, baklava o kadar iyi olur.
Koku alma duyusu ile test
Baklava ağza yaklaştırıldığında, buruna mis gibi sade tereyağı, harç olarak kullanılan ceviz veya fıstığın kokusu gelmeli. İyi baklava, her şeyden önce iyi ham maddeden oluşur.
Tat alma ve dokunma duyusu ile test
Baklavanın iyisi, kötüsü, asıl yenmesi sırasında belli olur. İyi baklava ağızda dağılır; damakta eşsiz bir tat bırakır; mideye de dokunmaz.
This article is sourced from this page .