Türkiye turizmi her geçen gün rakamlarını büyütüyor. Turist sayısı da gelirlerimiz de yukarı doğru seyrediyor, bu sevindirici bir gerçek. Ancak bu büyüme grafiğini çok daha yukarıtaşımak, ivmeyi daha da hızlandırmak elimizde. Bunun yolu da yeni betonlar döküp sıfırdan oteller açmaktan değil, sahayı doğru okumaktan geçiyor.
Arz-Talep Dengesi Alarm Veriyor
Birçok turizm destinasyonumuzda ne yazık ki bariz bir arz-talep dengesizliğiyle karşı karşıyayız. Yan yana dizilen birbirinin kopyası binalar, kontrolsüzce artan yatak sayısı ve amansız fiyat rekabeti yüzünden bir türlü hak ettiği kârlılığa ulaşamayan işletmeler...
Bana her fırsatta yeni yatırım planlarını anlatan dostlara ve yatırımcılara yıllardır bıkmadan ısrarla aynı fikri savunuyorum: Sıfırdan otel yapmayı bir kenara bırakın; gidin, var olan bir oteli satın alın.
Mevcut Tesisi Devralmanın İki Büyük Avantajı
Bu yaklaşımın sektöre ve yatırımcıya sağladığı iki temel gerekçe var.
Zaman ve Hız: Sıfırdan bir otel yapmak için imar izinleri, ruhsatlar, mimari projeler ve inşaat süreçleri derken en az iki-üç yılımızı çalıyor bizden. Oysa mevcut bir tesisi devraldığınızda, ihtiyaç duyulan kapsamlı bir renovasyonu ve konsept değişimini 4 ile 6 ay gibi kısa bir sürede tamamlayabilirsiniz. Bürokrasiyle boğuşmadan hemen işletmeye açıp nakit akışını başlatmak da cabası.
Piyasa Dengesi ve Rekabet: Piyasaya yeni bir otel ekleyip stoku şişirmek yerine var olan bir tesisi alarak bir rakibi eksiltmiş oluyorsunuz. Hem kendi kârlılığınızı hem de bölgedeki oda fiyatlarını korumanın en akılcı yolu.
Devlet Ayağı ve Teşvik Mekanizması
Gelelim işin kamusal boyutuna... Ne yazık ki mevcut teşvik mekanizmaları bu yaklaşımı yeterince desteklemiyor; düzenlemeler hâlen sıfırdan inşaat odaklı yürüyor. Oysa Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı ortak bir adımla sektör için yepyeni bir sayfa açabilir.
Bu doğrultuda "Otel Devir ve Renovasyon Teşvik Paketi" kapsamında Tapu harçlarında kolaylık, belediye harçları, devir süreçlerinde vergi muafiyeti ve 4-6 aylık o hızlı revizyon dönemi için düşük faizli finansman imkânı sunulsa, sektörün çehresi bir anda değişir.
Krizlere Karşı Dirençli Bir Turizm Yapısı Oluşur
Böylelikle arz dengelenmiş olur ve sektörümüzü dolayısı ile yatırımcıyı olası ekonomik dalgalanmalara ve krizlere karşı çok daha dayanıklı ve dirençli hâle getirir. Asıl amaç, yeni oteller açmak değil, mevcut tesislerin niteliğini yükseltmek, markalaşmak ve hizmet kalitesini tırmandırmak olmalıdır.
This article is sourced from this page .