Eda Özsoy - TurizmGuncel
İspanyol pazarı denilince turizm sektöründe akla ilk gelen acentelerden biri kişilerden biri kuşkusuz Retur ve şirketin Genel Müdürü İskender Çayla.
Ses getiren başarılarıyla tanınan ve geçmiş dönemde TÜRSAB başkanlığına aday olan Çayla ile hem acentelerin sorunlarını hem de TÜRSAB’da son yaşanan gelişmeleri konuştuk. “Benim umudum genç acentelerde’ diyen Çayla, büyük bir samimiyetle sorularımızı yanıtladı.
Çayla ile sohbetimize, bir süre once Maliye’nin aidat sorunuyla ilgili TÜRSAB’da inceleme başlattığına yönelik haberlerle başlıyoruz. Bu haberi duyduğunda çok da fazla şaşırmadığını anlatan Çayla “Bu konu, değişen yasayla birlikte TÜRSAB’ın Esnaf ve Sanatkarlar Odası statüsü’ne girmesiyle başladı. Bu süreç sonunda, aidatlar yeniden ayarlandı ve bin lira olarak belirlendi. 2007 seçimlerinde verilen söz üzerine üyelere birer yazı gönderildi ve internet katkı bedeli adıyla 800 liralık faturalar kesilmeye başlandı. Seyahat acentaları sanki TÜRSAB’a mal veya hizmet satmış gibi fatura kestiler. TÜRSAB da bunu aidat alacağından düşmeye başladı. İlk başta acenteler de daha az para ödeme adına bu uygulamaya sıcak baktı. Fakat bu yasal ve doğru bir çözüm değildi” diyor.
NİYE BÖYLE BİR FATURA KESİLDİ?
Bu gelişmelere karşın en başından itibaren aidatını düzenli olarak ödediğini anımsatan Çayla, yetkililere şu soruları yöneltiyor:
“Niye böyle bir fatura kesildi? Mal mı satıldı, hizmet mi satıldı? Bunu TÜRSAB yönetimi ilgili yerlere açıklamalı. TÜRSAB yönetiminin bunu Maliye ile mutlaka çözmesi gerekiyor. Suçu başkalarını üzerine atarak, iftira ederek bir yere varamazlar.”
Çayla’ya bundan sonra nasıl bir süreç yaşanacağını soruyoruz. Başarılı turizmci şu yanıtı veriyor: “Seyahat acenteleri aidatlarını normal tarife üzerinden ödemeye devam edecekler. Bunun suçlusu kim? Yasayı değiştirirken bu hale getiren TÜRSAB yönetimi. Burada acentelerin hiçbir suçu yok. Zaten güçlükle geçiniyor acenteler…”
KAÇAK ACENTELERE NEDEN CEZA KESİLMİYOR?
Son günlerde acentelere yönelik kesilen cezalara da dikkat çeken Çayla, şu soruları soruyor:
“Seyahat acenteleri, yasal olarak kurulmuşsa, her türlü denetime açıktır. Nitekim geçtiğimiz günlerde yurtdışı turlarına yabancı para birimiyle fiyat belirlendiği için 67 bin liraya varan cezalar kesildi. Peki yasadışı, kaçak acentalar? İstediği para biriminden tarife uyguluyor. Buna karşı niye birşey yapılmıyor?
Konaklama sektörü, yabancı para birimiyle fiyat verebiliyor. Biz yasamız var diye övünüyoruz. Ancak bizim lehimize olmayan, haklarımı korumayan yasayı ben ne yapayım?”
OTELLER NASIL TUR DÜZENLİYOR?
D2 belgesi sorununa da değinen Çayla, “Her seçim sonrası çözülüyor deniliyor ancak çözülmüyor. Acenta, D2 belgesi yoksa, kendine ait araçla transfer dahi yapamıyor? Kaliteli hizmet vermek istiyorsanız, düzgün arabalarla hizmet vermeniz gerekiyor. Buna karşın, oteller müşterilerine tur yapıyor, havaalanı transferi yapıyor. Bu nasıl oluyor?” diye konuşuyor.
EN BÜYÜK TEMİNATIMIZ GENÇ ACENTELERDİR
İskender Çayla’ya “Peki bundan sonra ne olacak?” sorusunu yöneltiyoruz.
“Bu böyle gitmeyecek” diyen Çayla, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Benim bütün umudum şu. İnsanlar artık olaylara daha farklı bakmaya başladılar. Benim en büyük güvencem, gençler tarafından yönetilen seyahat acenteleridir. Çünkü bunlar, bugüne kadar hep uzaktan baktılar. Çok ilgilenmediler. Bu sorunu, kendi sorunlarıymış gibi algılamadılar. Çünkü oradan bir sonuç çıkmayacağını düşündüler. Genel Kurullara katılan acenta sayısına bakınca bu durum daha açık görülüyor. Ancak artık bazı şeyleri değiştirmenin zamanı geldi. Seyahat acentesi, TÜRSAB’ına sahip çıkmalı. Seyahat acentesi, TÜRSAB’ına sahip çıkmazsa, biz bu şekilde yönetilmeye devam ederiz. “
‘NASILSA KAYBEDİNCE YÖNETİME GİRER’ DEDİLER
“Bundan 3 yıl önce 2007 senesinde ilk kez yönetime talip olduğumuzda meslektaşlarımızın önemli bir kısmını yeterince tanımıyordum. Onlar da beni tanımıyordu. Bu üç yıl boyunca güzel gelişmeler oldu. Onlar beni daha iyi tanıdı, ben onları tanıdım. Bir seçim daha aradan geçti. Benim duruşumu gördüler. Var olan yapıda seçimi daha once kaybetmiş diğer adayların nasıl değiştiklerini, nasıl sisteme ayak uydurduklarını, nasıl aynı sistemin içine girdiklerini herkes gördü. ‘Nasılsa bu da aday olur, sonra kaybederse var olan yönetimin yanına geçer ve onlarla birlikte hareket eder’ deniliyordu. Ancak ben sağlam bir duruş sergiledim.”
SON 10 YILDA ZAMAN KAYBETTİK
Türkiye’nin çok farklı bir bakış açısına ihtiyacı olduğunu düşünen Çayla, “Bu bakış açısı, sadece Türkiye’ye gelen turist sayısında olmamalı. Turizm gelirlerinden Türk halkı nasıl faydalanabilir diye bakmalıyız. Turizm gelirleri ülkenin daha geniş bir coğrafyasına nasıl dağıtılabilir diye düşünmeliyiz. Bugün var olan yapının dışında bir yapı getirmek şarttır. Çünkü mevcut yapı, çok hızlı gelişmiş bir yapıdır. Bu yapının bugüne kadar gelmesinde emeği olanların bu saatten sonra değiştirmek gibi bir niyetleri de yok. Turizmin hızla geliştiği 1980’lerden 2000’lere gelmiş bir örgüttür TÜRSAB. Son 10 yılda önemli çağdaş hamleler yapılabilirdi. Buralarda çok ciddi zaman kaybı oldu.
Türk turizmine genel bakış açısından yeni bir düşüncenin gelmesi gerekiyor. Topyekün bir yapılanmadan söz ediyorum.” diyor.
HERKESLE İŞBİRLİĞİ YAPMAYA HAZIRIM
Türk turizmi için, daha iyiye gideceğine inandığı herkesle işbirliği yapmaya hazır olduğunu vurgulayan Çayla, konuşmasını şöyle noktalıyor:
“Burası mesleki bir kuruluş. Siyasi bir kuruluş değil. Keşke ciddi değişiklikleri yapma düşüncesini var olan yönetimdeki arkadaşlara da anlatabilsek ve onları ikna edebilsek. Ama bunun böyle olmadığını üzülerek görüyorum.
DEMOKRATİK MÜCADELEME DEVAM EDECEĞİM
Sizin kanalınızla yeniden açıklıyorum. Eğer ciddi bir sağlık sorunumuz olmazsa, bir sonraki genel kurulda demokratik mücadelemi yapacağım. Bunu yapmak, bizim neslimizin Türk turizmine bir borcudur. Ben genç turizmcilere inanıyorum.
GENÇLER TARAFINDAN YÖNETİLEN BİN ACENTE VAR
Örneğin son seçimlerde yaklaşık bin 500 kişi oy kullandı. Şu anda açıklanan aşağı yukarı 5 bin acente var. Yani oy kullanımı çok çok az. Türkiye genelinde gençler tarafından yönetilen bin kadar acente olduğunu düşünüyorum. Genç neslin seçim sürecine katılmasını ve genel kurula gelmesini umuyorum. Onların da TÜRSAB’a sahip çıkmalarını istiyorum.”
This article is sourced from this page .