AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 30’un altına gerilemesini olumlu karşılarken,
turizm sektöründe kur,
enflasyon ve
maliyet dengesine dikkat çekti.Kavaloğlu, döviz gelirlerinin TL bazlı maliyetler karşısında aynı hızda artmamasının işletmelerin reel kazanç ve kâr marjları üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek, 2027 sezonu öncesinde daha öngörülebilir bir ekonomik dengeye ihtiyaç olduğunu söyledi.
“Gelirlerimiz ile maliyetlerimiz aynı hızda hareket etmiyor”Eylül ayı enflasyon verilerini değerlendiren
AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, yıllık enflasyonun yüzde 30’un altına gerilemesinin ekonomi açısından olumlu bir gelişme olduğunu ifade etti.Ancak turizm sektörünün performansının değerlendirilmesinde yalnızca enflasyon oranına bakılmaması gerektiğini belirten Kavaloğlu,
kur ve maliyet dengesinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.Kavaloğlu, turizm sektörünün önemli ölçüde döviz geliri elde ettiğine ancak maliyetlerin büyük bölümünün Türkiye’de oluştuğuna dikkat çekerek şöyle konuştu:“Enflasyondaki aşağı yönlü seyri olumlu değerlendiriyoruz. Ancak turizm açısından tabloya farklı bir pencereden de bakmamız gerekiyor. Sektörümüz döviz kazandırıyor fakat maliyetlerimizin çok önemli bir bölümü Türkiye’de oluşuyor. Yılın ilk dokuz ayında enflasyon yüzde 24’ün üzerinde gerçekleşirken eurodaki artış yaklaşık yüzde 10 seviyesinde kaldı. Dolayısıyla gelirlerimiz ile maliyetlerimiz aynı hızda hareket etmiyor.”
“Uluslararası rekabet fiyatlamayı sınırlıyor”Turizm işletmelerinin artan maliyetlerini fiyatlarına doğrudan ve sınırsız şekilde yansıtamadığını vurgulayan Kavaloğlu, sektörün uluslararası rekabet koşullarına göre fiyatlama yapmak zorunda olduğunu belirtti.Kavaloğlu, Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki diğer turizm destinasyonlarıyla aynı pazarlarda rekabet ettiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:“Turizm uluslararası rekabetin en yoğun yaşandığı sektörlerden biri. Antalya’nın fiyatını yalnızca Türkiye’deki maliyetlere göre belirleme imkânımız yok. İspanya, Yunanistan, Mısır ve Akdeniz’deki diğer destinasyonlarla aynı müşteriye, aynı pazarlarda rekabet ediyoruz.”Maliyetlerin enflasyonla birlikte yükselmesine karşın döviz gelirlerinin TL karşılığının aynı hızda artmamasının işletmelerin reel kazançlarını etkilediğini belirten Kavaloğlu, bunun kâr marjları üzerinde de baskı oluşturduğunu söyledi.
2027 sezonu için “öngörülebilirlik” vurgusuKavaloğlu, 2027 sezonuna ilişkin fiyatlama ve kontrat süreçlerinde kur, enflasyon ve maliyetler arasındaki dengenin önemine dikkat çekti.Turizm kontratlarının sezon başlamadan aylar önce yapıldığına işaret eden Kavaloğlu, maliyetlerin ise sezon içerisinde değişmeye devam ettiğini belirterek şunları kaydetti:“Bizim açımızdan önemli olan yalnızca enflasyonun aşağı gelmesi değil, bu düşüşün işletme maliyetlerine de yansımasıdır. Kur, enflasyon ve maliyetler arasında daha dengeli ve öngörülebilir bir yapı oluşması gerekiyor. Turizmde kontratlarımızı aylar öncesinden yapıyoruz. Buna karşılık maliyetlerimiz sezon içerisinde değişmeye devam ediyor.”2027’ye girerken sektörün uluslararası rekabet gücünün ve reel kazancının birlikte korunması gerektiğini vurgulayan Kavaloğlu, öngörülebilir bir ekonomik ortamın turizm işletmeleri açısından kritik olduğunu ifade etti.
“Hedefimiz daha fazla değer üretmek olmalı”Kavaloğlu, turizm sektöründe yalnızca ziyaretçi sayısının artırılmasının yeterli olmadığını, ziyaretçi başına gelirin ve yaratılan ekonomik değerin de yükseltilmesi gerektiğini söyledi.Antalya’nın turizmde hedefinin daha fazla ziyaretçinin ötesine geçmesi gerektiğini belirten Kavaloğlu, şöyle devam etti:“Antalya’nın hedefi daha fazla ziyaretçinin ötesinde, ziyaretçi başına geliri, geceleme gelirini ve yarattığımız katma değeri artırmak olmalı.”Hizmet kalitesinden ödün vermeden daha yüksek değer üreten ve işletmeler açısından sürdürülebilir bir ekonomik model oluşturulması gerektiğini belirten Kavaloğlu, sektörün rekabet gücünün korunmasının önemine işaret etti.