Dünya basınında manşetler

Turizm Güncel 19/03/2010

Dünya basınında manşetler


BLOOMBERG: Yardım sözünü alan Papandreu, faiz oranlarını en kısa zamanda düşürmek istiyor

Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu, Avrupa’dan gelen yardım sözünü garantilemek ve ülkesinin borçlanma maliyetlerini düşürmek için elinden geleni yapıyor. Yunanistan’ın önümüzdeki iki ay içinde toplam 20 milyar euroluk ödeme yapması gerekecek.

Bloomberg, yatırımcıların Yunanistan’a uyguladığı 10 yıllık borçlanma faizlerinin Almanya’ya uygulanandan üç puan fazla olduğunu hatırlattı. Papandreu Yunanistan’ın şu anki oranlarla borçlarını ödemesinin mümkün olmadığını savunuyor.

Atina’nın 20 Nisan ve 19 Mayıs vadeli tahvilleri geri ödemek için 10 milyar euroluk ek kaynağa ihtiyacı var.

EL CEZİRE: Kassam saldırısından sonra İsrail Gazze’yi vurdu

İsrail Gazze şeridi üzerine düzenlediği hava operasyonunda hedef aldığı birden fazla noktayı vurdu. El Cezire İsrail’in operasyonunun, Perşembe günü erken saatlerde Gazze’den bir Kassam füzesinin ateşlenmesinin ardından yapılan “güçlü bir yanıt veririz” tehdidinden hemen sonra geldiğini ifade etti.

Gazze’den ateşlenen roket Aşkelon yakınlarındaki bir çiftlikte çalışan Taylandlı bir işçinin ölümüne neden olmuştu. Bu olay İsrail’in Gazze Savaşı’nın Ocak 2009’da sona ermesinin ardından yaşanan füze kaynaklı ilk ölüm oldu.

Gazze’den bildiren El Cezire muhabiri Eşref Amritti, İsrail’in en az 10 yeri vurduğunu, F-16’ların ve Apache helikopterlerinin de bölge üzerinde uçuşlarını sürdürdüklerini ifade etti. İsrail’den yapılan açıklamada ise altı noktanın hedef alındığı ve iki kişinin yaralandığı belirtildi.

HAARETZ: İsrail, Doğu Kudüs tartışmasının ardından “güven inşası” turlarına geçti

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’la yaptığı görüşmede, Filistin Yönetimi’yle barış görüşmelerine zemin hazırlamak için Batı Şeria’da güvenin yeniden tesis edilmesi adına adımlar atmaya hazır olduklarını söylediği bildirildi.

Netanyahu ve Clinton arasındaki telefon görüşmesinde, Netanyahu’nun, Filistinlilerle müzakereleri yeniden başlatmak adına hükümetin atmayı düşündüğü bir dizi adımı sıraladığı belirtildi. Haaretz gazetesinin haberine göre bu adımlar arasında Filistinli tutukluların serbest bırakılması, Batı Şeria’daki kontrol noktalarının kaldırılması ve hatta Batı Şeria topraklarının Filistin Yönetimi’nin kontrolüne bırakılması var.

Öte yandan Başbakanlık İsrail’in Doğu Kudüs’teki inşaat projesinin durdurulmasıyla ilgili kesin bir cevap vermediği ifade edildi.

BBC: Pakistan’daki tutuklamalar “BM’nin Taliban’la gizli görüşmelerine zarar veriyor.”

Birleşmiş Milletler’in (BM) Afganistan eski Özel Temsilcisi Kai Eide, Pakistan’ın son günlerde Taliban’ın üst düzey liderlerini tutuklamasın sert bir dille eleştirdi. BBC’ye konuşan Eide, tutuklamaların BM’nin gizli iletişim kanallarını tamamen tıkadığını söyledi. Pakistan yetkilileri ise tutuklamaların görüşmeleri engellemeyi amaçlamadığı yönünde ısrarcı.

Eide bu açıklamasıyla üst düzey Taliban liderleriyle görüşmelerin bir yıl önce başladığını da ilk kez doğrulamış oldu. Dubai’de ve başka yerlerde yapılan görüşmelerin geçen yıl bahar aylarında başladığını söyleyen Eide, seçim döneminde sürece ara verildiğini ancak seçim sonrası görüşmelerin kaldığı yerden devam ettiğini ifade etti.

CNN: Emekli general Bosna katliamını ordudaki eşcinsellerle bağlantılandırdı

ABD’li emekli General John Sheehan, Perşembe günü yaptığı açıklamada Hollanda’nın açık eşcinselleri orduya alma politikası dolayısıyla 1995’te Srebrenica’da yaşanan Müslüman katliamını önlemeyi başaramadığını savundu.

ABD ordusundaki eşcinsellere uygulanan “sorma, söyleme” politikaları hakkında Senato’da yapılan bir oturuma katılan emekli Deniz Piyade General Sheehan, CNN’in haberine göre, “1991 yılında Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla Belçika, Lüksemburg, Hollanda gibi ülkelerin ordularında aktif muharebe birliklerine ihtiyaç olmadığını” düşünmeye başladığını söyledi.

Sheehan, bu düşünce dolayısıyla orduların sosyalleştiğini, sendikalar kurulduğunu, açık eşcinsellerin orduya alındığını ifade etti. “Bu da askerlerin savaşa yetersiz donanımla gitmelerine sebep oldu. Verebileceğim en iyi örnek Hollandalıların Srebrenica’yı Sırplara karşı savunmaları sırasında yaşandı. Birlik güçsüzdü, kötü yönetiliyordu, Sırplar şehre geldiler, Hollandalı askerleri telefon direklerine kelepçelediler, sonra da Müslümanları alıp götürdüler” dedi. ABD’deki Hollanda konsolosluğundan açıklamalara tepki geldi.

VOICE OF AMERICA: Obama Endonezya gezisini Haziran’a erteledi

ABD Başkanı Barack Obama’nın Endonezya ve Avustralya gezisini Haziran ayına ertelediği bildirildi. Başkan’ın 21 Mart Pazar günü ABD’den ayrılması bekleniyordu ancak sağlık yasası reformunun Kongre oylaması dolayısıyla Washington’da kalacağı ifade edildi.

Voice of America, Obama’nın başkanlık gündeminin en önemli maddesi sağlık reformunun görüşüleceği bir dönemde gezisini ertelemeye karar verdiğini duyurdu. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Robert Gibbs, Obama’nın geziyi Haziran ayında yapmayı iple çektiğini söyledi.
Böylece Obama, Güneydoğu Asya’da ilk adımı atma hakkını Çin’e vermiş oldu zira Çin Başbakanı Wen Jiabao’nun Nisan’da Endonezya’ya gitmesi bekleniyor.

THE NEW YORK TIMES: Sağlık yasası oylamasında Demokratlar başarı ve hayatta kalma arasında tercih yapacak

Sağlık yasası tartışmasında en sık sorulan sorulardan biri Temsilciler Meclisi Demokrat Parti grubu lideri Nancy Pelosi’nin yasayı geçirmek için 216 oyu bulup bulamayacağı. Ancak bir grup demokrat başka bir soru soruyor: Kimin hayır demesine izin verilecek?

New York Times’ın haber analizinde Pazar günü yapılacak oylama öncesi yeniden seçilmeleri tehlikede olan bazı temsilcilerin “hayır” oyu kullanmasına izin verileceği ifade edildi. Hatta Cumhuriyetçi Parti temsilcileri bile Demokratların 216’ya erişmesine kesin gözüyle baktıklarını asıl merak ettikleri noktanın kimlerin “evet” demeyeceği olduğunu belirtiyor.

THE GUARDIAN: Fransa nükleer denizaltı filosu konusunda İngiltere’ye güç birliği teklif etti

Guardian gazetesinin haberine göre Fransa, İngiliz hükümeti yetkililerine denizaltı devriyelerini paylaşarak ortak bir nükleer caydırıcı sistem oluşturulmasını teklif etti. Paris ve Londra’dan yetkililer sistemin nasıl işleyeceği konusunda müzakereler yaptı ancak İngiltere bağımsızlığın bu şekilde “ortak bir havuzda toplanmasının kabul edilemeyeceği” gerekçesiyle teklifi şimdilik reddetti.

Şu an hem İngiltere hem de Fransa herhangi bir zamanda nükleer silahlarla donatılmış en az bir denizaltıyı izi sürülmeden denize göndererek sürekli nükleer caydırıcılığı sağlamaya çalışıyor. Ancak bu çok masraflı bir süreç ve özellikle Soğuk Savaş sonrasında bu uygulamanın faydası silahsızlanma yanlıları tarafından sorgulanmaya başladı. (Hürriyet.com.tr)

This article is sourced from this page .