Komisyonda Kim Ne Dedi?

Turizm Gazetesi 07/10/2026

Optimism: 25 Concern: 50 Uncertainty: 40 Confidence: 30 Discontent: 45 Satisfaction: 0
Komisyonda Kim Ne Dedi?

TÜRSAB: “Bu Kanun Seyahat Acentalarının Faaliyet Alanını Daraltıyor”

Komisyonda TÜRSAB adına söz alan Hukuk Başdanışmanı Ferhat İlker Ünsever, düzenlemenin yalnızca yabancı dijital konaklama platformlarını düzenleyen bir yasa olarak görülmemesi gerektiğini savundu.

Ünsever, dünyadaki karşılığı OTA, yani “online travel agency” olan bu platformların aslında seyahat acentası niteliğinde olduğunu belirterek, Avrupa Birliği’nde bu kuruluşların faaliyetlerinin kapsamlı kurallarla düzenlendiğini söyledi.

Ünsever, Türkiye’deki teklifin ise 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu kapsamında faaliyet gösteren Türk seyahat acentalarının alanını daraltabilecek hükümler içerdiğini savundu.

“Paket Tur Düzenlemesi Tüketici Haklarını Zayıflatıyor”

TÜRSAB temsilcisinin Komisyon’daki en önemli itirazlarından biri paket tur düzenlemesine ilişkin oldu.

Ünsever, Avrupa Birliği mevzuatında farklı platformlardan alınsa dahi aynı dönemde kullanılacak iki hizmetin paket tur kapsamında değerlendirilebildiğini belirterek, Türkiye’deki düzenlemede ise yabancı dijital platformlar üzerinden birlikte satılan bazı hizmetlerin paket tur kapsamı dışında bırakılmasının tüketici haklarını zayıflatacağını ifade etti.

Bu durumun tüketicinin zorunlu seyahat sigortasından, paket tur sözleşmesinden ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği kapsamında sahip olduğu iptal ve bedel iadesi haklarından mahrum kalmasına yol açabileceğini savundu.

Ünsever, özellikle tüketicinin seyahat acentasına karşı ileri sürebildiği bazı hakların yabancı dijital platformlara karşı ileri sürülemeyeceği uyarısında bulundu.

“Uçak Bileti Satışı Konaklama Kanununda Neden Yer Alıyor?”

TÜRSAB temsilcisi, yabancı dijital platformlara uçak bileti satışı konusunda da yetki verilmesini eleştirdi.

Ünsever, uluslararası uçuşlarda IATA kuralları ile sivil havacılık mevzuatının uçak bileti satışını ve yolcu haklarını zaten ayrıntılı biçimde düzenlediğini hatırlattı.

Türkiye’de merkezi bulunmayan, Türkiye’de çalışanı olmayan ve Türkiye’de yatırım yapmayan platformların iç hat uçuşları dahil olmak üzere uçak bileti satışına imkan verilmesinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ünsever, bu işlemler sırasında Türk yolculara ait verilerin de yurt dışına aktarılabileceğini dile getirdi.

“Türkiye’deki Turizm Gelirini Nasıl Artıracak?”

Ünsever, kanun teklifinin Türkiye’nin turizm gelirlerini artıracağı yönündeki yaklaşımını da eleştirdi.

Türkiye’de gerçekleşen konaklama, uçak bileti ve rezervasyon satışlarının yabancı platformlar üzerinden yapılması durumunda, komisyon gelirinin bir bölümünün yurt dışına aktarılacağını savunan Ünsever, yüzde 17’lik komisyon sınırının dahi Türkiye’de gerçekleşen turizm faaliyetinden elde edilen gelirin bir bölümünün yurt dışına çıkması anlamına geldiğini söyledi.

Bu nedenle düzenlemenin yurt dışından Türkiye’ye turist getirmeye yönelik bir düzenleme olmadığını, Türkiye içindeki turizm faaliyetlerinin yabancı platformlar üzerinden satılmasına hukuki zemin hazırladığını savundu.

Ünsever, geçmiş yıllarda Kültür ve Turizm Bakanı tarafından Booking.com konusunda yapılan ve platformun Türkiye’de vergi ödemek istemediği ile Türk mahkemelerinin tüketici sorumluluğunu kabul etmek istemediği yönündeki değerlendirmeleri de hatırlattı.

“Neden Türkiye’de Şirket Kurmuyorsunuz?”

TÜRSAB Hukuk Başdanışmanı, yabancı dijital platformların Türkiye’de faaliyet göstermek yerine Türkiye’de şirket kurmaları gerektiğini savundu.

Ünsever, Türkiye’de şirket kurulması halinde bu şirketlerin Türk hukukuna, vergilendirme sistemine ve diğer yasal yükümlülüklere tabi olacağını belirterek, yabancı platformların Türkiye’de temsilcilik yerine şirketleşme yoluna gitmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.

TÜRSAB’ın daha önce açtığı davalara da değinen Ünsever, mahkemelerin yabancı platformların Türkiye’de Türk tüketicisine Türkiye’deki ürünleri satmasına ilişkin mevcut hukuki durum hakkında kararlar verdiğini belirtti.

Kanun teklifinin, mahkemelerin hukuka aykırı bulduğu mevcut durumu sonradan yasal düzenleme ile mümkün hale getireceği görüşünü savundu.

“Bakanlığa Çok Geniş Yetki Veriliyor”

Ünsever, teklifin Bakanlığa verdiği düzenleme yetkisini de eleştirdi.

Teklifte, açıkça belirtilen faaliyetlerle bağlantılı ve bunların tamamlayıcısı niteliğindeki turizm faaliyetlerinin belirlenmesi konusunda Bakanlığa yetki verilmesini değerlendiren Ünsever, bu hükmün kapsamının oldukça geniş olduğunu söyledi.

Bu yetkiyle gelecekte transfer hizmetlerinden taksi faaliyetlerine, seyahat acentalarının transfer hizmetlerinden başka alanlara kadar çok sayıda faaliyetin yabancı dijital platformlara açılabileceğini savundu.

Bunun Meclis’in belirlediği faaliyet sınırlarının Bakanlık tarafından yönetmelik yoluyla genişletilmesi anlamına gelebileceğini belirten Ünsever, yetkinin daha net sınırlandırılması gerektiğini ifade etti.

“Yerli Seyahat Acentaları Yabancı Platformların Taşeronu Olabilir”

TÜRSAB temsilcisi, düzenlemenin uzun vadede Türkiye’deki seyahat acentaları açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini de savundu.

Özellikle küçük ve orta ölçekli seyahat acentalarının rekabet gücünü kaybedebileceğini belirten Ünsever, Türkiye’de büyük ölçekli faaliyet gösteren bazı yerli işletmelerin dahi yurt dışında şirketler kurarak yabancı dijital platformların sahip olduğu avantajlardan yararlanabileceğini söyledi.

Bunun sonucunda Türkiye’de faaliyet gösteren yerli seyahat acentalarının yabancı dijital platformların taşeronu haline gelebileceğini savundu.

Dijital hizmet vergisinin yüzde 2,5 seviyesinde olmasının da bu yapıyı değiştirmeyeceğini belirten Ünsever, yurt dışında tutulan ticari defterler ve beyanlar nedeniyle Türkiye’nin gerçek gelirleri denetlemesinin güçleşeceğini ifade etti.

Ayrıca dijital hizmet vergisinin esas olarak dijital reklam gelirlerinin vergilendirilmesi amacıyla getirildiğini, burada ise Türkiye’de üretilen bir hizmetin Türkiye’deki tüketiciye satışından elde edilen gelirin vergilendirilmesi için kullanılacağını savundu.

Ünsever, Türkiye’de faaliyet gösteren seyahat acentalarının daha yüksek kurumlar vergisi yükü altında bulunduğunu, ayrıca paket tur kapsamında sigorta ve bedel iadesi gibi yükümlülükler taşıdığını belirterek yabancı platformlarla yerli işletmeler arasında eşitsizlik oluşacağını dile getirdi.

Pandemi döneminde yurt dışında satılan ancak gerçekleştirilemeyen turlarda Türk seyahat acentalarının tüketicilere bedel iadelerini yaptığını, yabancı platformlarla yaşanan sorunların ise tüketicilerin hafızasında bulunduğunu söyledi.

TÜRSAB temsilcisi, yabancı platformların Türkiye’de şirket kurmaları, istihdam sağlamaları ve Türk hukukuna tabi olmaları halinde mevcut mevzuatın büyük ölçüde yeterli olacağını savundu.

TÜROB: “Düzenleme Yerinde Ve Zamanlı”

Komisyonda Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) adına konuşan Başkan Müberra Eresin ise düzenlemeyi desteklediklerini açıkladı.

Eresin, turizmin yalnızca konaklama sektöründen ibaret olmadığını, otellerin satın aldığı gıda ürünlerinden enerjiye, tekstilden mobilyaya, ulaşımdan kültür ve eğlence sektörüne kadar geniş bir ekonomik ekosistemi desteklediğini belirtti.

Turistin Türkiye’de yaptığı harcamanın yalnızca otelde kalmadığını, yüzlerce farklı sektör üzerinden ekonomiye yayıldığını ifade eden Eresin, turizmin Türkiye’nin en önemli hizmet ihracatı alanlarından biri olduğunu söyledi.

“Dijital Rezervasyon Portalları Satış Kanalının Ayrılmaz Parçası”

Eresin, dijital rezervasyon portallarının turizm sektörünün satış ve pazarlama yapısının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtti.

Teknolojinin ve dijital ticaretin gelişmesiyle bu platformların sektördeki ağırlığının her geçen gün arttığını söyleyen Eresin, bu nedenle dijital rezervasyon portallarının faaliyetlerini düzenleyen bir kanun çıkarılmasını sektörün ihtiyaçları açısından yerinde ve zamanlı bulduklarını ifade etti.

Dünyanın birçok ülkesinde benzer düzenlemelerin hayata geçirildiğini belirten Eresin, Türkiye’nin de bu alanda hukuki bir çerçeve oluşturmasının gerekli olduğunu söyledi.

“Vergiler Üzerinden Komisyon Alınmasının Önüne Geçilmeli”

TÜROB’un düzenlemede özellikle iki konuyu önemli bulduğunu belirten Eresin, bunlardan ilkinin dijital platformların satış bedeli içerisinde yer alan vergiler üzerinden de komisyon almasının önüne geçilmesi olduğunu söyledi.

İkinci önemli konunun ise uygulanabilecek azami komisyon oranlarının belirlenmesi olduğunu ifade etti.

Eresin, vergiler üzerinden alınan komisyonların önlenmesinin ve sınırları belirsiz şekilde uygulanabilen komisyon oranlarının yasal bir çerçeveye kavuşturulmasının işletmelerin maliyetlerini daha öngörülebilir hale getireceğini söyledi.

Bu düzenlemenin turizm işletmelerinin kârlılığını ve rekabet gücünü destekleyerek Türkiye’nin turizm gelirlerine olumlu yansıyacağını belirtti.

TÜROB Başkanı, özellikle vergilerin komisyon hesabına dahil edilmemesine yönelik düzenlemenin işletmeler üzerindeki maliyet baskısını azaltacağını, böylece turizm gelirinin daha büyük bölümünün Türkiye ekonomisi içerisinde kalmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Eresin, TÜROB olarak dijitalleşmenin öneminin farkında olduklarını ancak dijital satış kanallarının sağlıklı, şeffaf, öngörülebilir ve adil bir rekabet ortamında faaliyet göstermesi gerektiğini söyledi.

TÜROFED: “Zorunlu Aracılığa Karşıyız”

Türkiye Otelciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Mehmet Tanju İşler ise Komisyon’da daha çok sektörün günlük yaşadığı sorunlar üzerinden değerlendirmelerde bulundu.

İşler, yatırımı yapanın, istihdamı sağlayanın ve ürünü yaratanın otelciler olduğunu belirterek, otellerin ürünlerini dijital ortamda özgürce pazarlayabilmeleri gerektiğini söyledi.

“Ürünümüzü neden dijital ortamda özgürce pazarlayamıyoruz? Neden zorunlu bir aracıya ihtiyacımız var?” yaklaşımını dile getiren İşler, konaklama sektörünün 1618 sayılı Kanun kapsamında kurulan acentalara zorunlu biçimde bağımlı hale gelmemesi gerektiğini savundu.

“Yabancıyla Rekabetten Korkmamalıyız”

İşler, Türk otelcilik sektörünün yıllardır Marriott, Hilton, Ramada ve Wyndham gibi yabancı markalarla birlikte çalıştığını hatırlatarak, yabancı markaların Türkiye’de faaliyet göstermesinin Türk turizmini ortadan kaldırmadığını söyledi.

Benzer şekilde geçmişte TUI, Thomas Cook ve First Choice gibi yabancı tur operatörlerinin Türkiye pazarında bulunduğunu, ancak Türk tur operatörlerinin zaman içerisinde gelişerek ODEON, Pegas ve Anex gibi uluslararası ölçekte büyüyen şirketler ortaya çıkardığını belirtti.

Bu nedenle yabancı şirketlerle çalışmanın ve rekabet etmenin bir tehdit olarak görülmemesi gerektiğini savunan İşler, Türkiye’nin küreselleşen dünyada dijital dönüşümden uzak kalamayacağını ifade etti.

Türkiye’de e-ticaret hacminin ulaştığı büyüklüğe dikkat çeken İşler, turizm sektörünün de dijitalleşme sürecinin dışında tutulamayacağını söyledi.

“Herkes Kurala Tabi Olsun”

İşler, konaklama sektörü olarak kanun teklifini sonuna kadar desteklediklerini belirtti.

Devletin düzenleyici rolünü üstlenmesi, herkesin kurallara tabi olması ve herkesin rekabet etmesi gerektiğini söyleyen İşler, otelcinin ve tüketicinin seçim yapabilmesini istedi.

Sektörün karşı olduğu şeyin aracılık değil, zorunlu aracılık olduğunu vurgulayan İşler, değer yaratan işletmelerin kazanması ve tüketicinin seçenekler arasından özgürce tercih yapabilmesi gerektiğini ifade etti.

Nadir Alpaslan: “Amaç Mahkeme Kararını Boşa Çıkarmak Değil”

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, TÜRSAB’ın düzenlemenin daha önceki mahkeme kararlarını ortadan kaldırmaya yönelik olduğu yönündeki eleştirilerine yanıt verdi.

Alpaslan, mahkemenin mevcut durumda böyle bir yasal düzenleme bulunmadığı için karar verdiğini, mahkemenin gerekçesinde de yasal düzenleme yapılmasının öngörüldüğünü belirtti.

Dolayısıyla yeni kanunla yapılmak istenenin mahkeme kararını ortadan kaldırmak değil, mahkemenin işaret ettiği yasal boşluğu doldurmak olduğunu savundu.

Alpaslan, dünyanın farklı ülkelerinde turizm alanında küresel rekabet koşullarının bulunduğunu belirterek, Türkiye’nin de dünya genelindeki kurallara uygun biçimde kendi sistemini oluşturması gerektiğini söyledi.

“Türk Hukuku Ve Türk Mahkemeleri Devrede Olacak”

Bakan Yardımcısı Alpaslan’a göre düzenlemenin en önemli sonuçlarından biri, Türkiye’deki tüketicilere hizmet veren yabancı platformların Türk hukuku, Türk mevzuatı, Türk mahkemeleri ve Türkiye’deki kamu otoritesinin denetimine tabi olması olacak.

Bu sayede dijital turizm hizmetlerinin belirli bir düzen ve disiplin içerisinde yürütüleceğini savunan Alpaslan, tüketici haklarının da daha güçlü biçimde korunacağını ifade etti.

Bakanlığa yönetmelik yoluyla verilen yetkinin Meclis’in yetkisini aşacağı yönündeki eleştirilere de yanıt veren Alpaslan, burada yalnızca hizmetlerin tamamlayıcı unsurlarının düzenlenmesinin amaçlandığını söyledi.

Örneğin turizm amaçlı konut kiralayan bir kişinin platform üzerinden yemek hizmeti talep etmesi gibi tamamlayıcı hizmetlerin gelecekte düzenlenebilmesi için Bakanlığa teknik bir yetki verilmesinin düşünüldüğünü belirtti.

Bunun başka kanunlarla başka kurumlara verilmiş yetkilerin Bakanlık tarafından yönetmelikle alınması anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Alpaslan, Türkiye’nin hukuk devleti olduğunu ve bu tür düzenlemelerin yargı denetimine tabi olduğunu ifade etti.

Booking.com: “Düzenlemeyi Üst Düzeyde Destekliyoruz”

Komisyon toplantısında Booking.com Türkiye Bölge Müdürü Bircan Kaan da şirket adına görüşlerini aktardı.

Kaan, Booking.com’u temsil ettiğini ve Türkiye’de uzun süredir faaliyet gösteren ekibin başında bulunduğunu belirterek, Türkiye’deki tüketicilerin yurt dışında yaptıkları rezervasyonlardan kaynaklanan tüketici uyuşmazlıklarında Amsterdam’daki merkez ile Türkiye arasında çözüm mekanizması oluşturduklarını anlattı.

Türkiye’deki konaklama tesislerinin platformu etkin şekilde kullanabilmesi için destek verdiklerini belirten Kaan, kanun teklifine ilişkin şirket görüşünün olumlu olduğunu söyledi.

Booking.com’un düzenlemeyi “üst düzeyde desteklediğini” belirten Kaan, kanunun Türkiye’yi uluslararası dijital platformlar bakımından daha öngörülebilir ve güvenilir hale getireceğini savundu.

Düzenlemenin sektörde belirli bir kalite standardı oluşturacağını ve sektörün gelişimine katkı sağlayacağını belirten Kaan, kanun kabul edildiğinde izin başvurusu yapan ilk şirketlerden biri olmayı düşündüklerini ifade etti.

“Kapsam Daha Açık Olmalı”

Booking.com temsilcisi, şirketin temel yükümlülüklerin değiştirilmesine karşı olmadığını ancak düzenlemenin kapsamının daha açık hale getirilmesini istedi.

İzin sürecinin öngörülebilir biçimde yürütülmesi ve platformların mevcut iş modellerinin düzenlemenin amaçlarıyla uyumlu ölçüde sürdürülebilmesi gerektiğini savunan Kaan, yeni yükümlülüklere etkin biçimde uyum sağlanabilmesi için faaliyet alanlarının açık biçimde belirlenmesini istedi.

Kaan, kanunun özellikle Türk vatandaşlarının Türkiye’de yaptığı rezervasyonlarla sınırlı tutulmasının değerlendirilmesini önerdi.

Aksi durumda Türkiye’ye yurt dışından getirilen rezervasyonlarda ortaya çıkabilecek sınırlamaların Türkiye’nin diğer ülkelerle rekabet gücünü etkileyebileceğini savundu.

Bu nedenle düzenlemenin kapsamının tereddüde yer bırakmayacak şekilde çizilmesini talep etti.

This article is sourced from this page .