Türkiye’nin turizm gelirlerinde dünya sıralamasında yükselmesi elbette olumlu bir hedef. Ancak hedef açıklamakla hedefi gerçekleştirmek arasındaki mesafe, turizm politikalarının başarısını belirleyen asıl ölçüt. Son yıllarda Türkiye bütçesi hedeflenenle gerçekleşen arasındaki büyük makas nedeniyle revizyon rekoru kırdığı için söz konus hedef turizmciler açısından ne kadar anlam taşıyor tatışmalı.
2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’ne göre turizmin geliştirilmesi programına ayrılması planlanan kaynak, 2026’daki 9 milyar 339 milyon TL seviyesinden 2027’de 12 milyar 121 milyon TL’ye çıkarılıyor. Bu, yaklaşık yüzde 29,7’lik nominal artış anlamına geliyor.
Peki, turizmin geliştirilmesine ayrılan kaynak yaklaşık yüzde 30 artırılırken turizm gelirlerinin hangi araçlarla, ne ölçüde ve nasıl artırılacağı yeterince açık mı? Daha da önemlisi, bütçedeki artışın sektörde yaratacağı somut sonuçlar nasıl ölçülecek?
Kamu bütçesinde bir programa daha fazla kaynak ayrılması, o programın hedeflerine ulaşacağının garantisi değildir. Önemli olan yalnızca ne kadar para ayrıldığı değil, bu kaynağın hangi projelere yönlendirildiği, ne kadar verimli kullanıldığı ve karşılığında hangi sonuçların elde edildiğidir.
Üstelik bütçedeki nominal artışı değerlendirirken enflasyonun etkisini de hesaba katmak gerekiyor. Yüzde 29,7’lik artış, fiyat artışlarından arındırılmadan turizm politikalarına ayrılan kaynağın aynı oranda büyüdüğü şeklinde yorumlanamaz.
Bu nedenle bütçe değerlendirmesinde ödenek artışının yanı sıra reel kaynak değişimi, harcama gerçekleşmeleri, proje bazında performans ve elde edilen ekonomik katkı da açıklanmalı.
Haberde yer alan verilere göre Türkiye’nin 2026 yılı turizm geliri hedefi başlangıçta 68 milyar dolar olarak belirlenmiş, bölgede yaşanan savaşın etkileri nedeniyle 65 milyar dolara indirilmişti.
Bu revizyon, turizmin dış gelişmelere ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koyuyor. Jeopolitik riskler, uçuş maliyetleri, tüketici harcamaları, pazar tercihleri ve rakip destinasyonların fiyat politikaları turizm gelirlerini doğrudan etkileyebiliyor.
Ancak burada yalnızca hedefin aşağı çekilmesini değil, hedefin ilk belirlenme aşamasında hangi risklerin hesaba katıldığını da sorgulamak gerekiyor.
Eğer başlangıç tahmini, olası riskleri yeterince değerlendirmeden hazırlanmışsa sorun yalnızca dış koşullarda değil, tahmin yönteminde de aranmalı. Gerçekçi bir bütçe ve turizm programı, sadece iyimser senaryoyu değil, riskleri ve alternatif senaryoları da içermeli.
Orta Vadeli Program’da turizm geliri hedefi 2027 için 70 milyar dolar, 2028 için 73,5 milyar dolar ve 2029 için 78,5 milyar dolar olarak belirleniyor.
Bu rakamlar, Türkiye’nin turizm gelirlerini artırma yönündeki beklentisini ortaya koyuyor. Ancak hedeflerin güvenilir biçimde değerlendirilebilmesi için birkaç sorunun yanıtlanması gerekiyor:
Bu soruların yanıtları ortaya konmadan, yalnızca hedef rakamlarının sıralanması ekonomik bir başarı planını değerlendirmek için yeterli değil.
Türkiye’nin turizm gelirlerinde 2027’de 6’ncı, 2028’de 5’inci sıraya yükselmesinin öngörülmesi dikkat çekici. Ancak uluslararası sıralamalar, ülkelerin kendi performanslarının yanı sıra rakip destinasyonların sonuçlarından da etkileniyor.
Türkiye gelirlerini artırsa bile rakip ülkelerin daha hızlı büyümesi sıralamadaki yükselişi zorlaştırabilir. Tersi durumda ise Türkiye’nin performansı sınırlı kalsa bile rakip ülkelerdeki gerileme sıralamayı değiştirebilir.
Bu nedenle sıralama hedefleri, mutlak turizm geliri, ziyaretçi başına ortalama harcama, turizmde yaratılan katma değer ve sektörün kârlılığı gibi göstergelerle birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca toplam turizm gelirinin yükselmesi, bu gelirin ne kadarının ülke ekonomisinde kaldığı sorusunu ortadan kaldırmıyor. İthal girdi maliyetleri, işletmelerin finansman giderleri, ücretler ve diğer giderler dikkate alınmadan yalnızca toplam gelir üzerinden sektörün ekonomik başarısı hakkında kesin bir sonuca varılamaz.
Türkiye’nin turist sayısında dünya dördüncülüğünü koruma ve Seyahat ve Turizm Gelişmişlik Endeksi’nde 2029’a kadar 33’üncü sıraya yükselme hedefleri de aynı çerçevede ele alınmalı.
Hedeflerin açıklanması önemlidir; ancak kamuoyunun ihtiyaç duyduğu bilgi, bu hedeflere hangi politikalarla ulaşılacağı, uygulamaların nasıl izleneceği ve başarısızlık durumunda hangi düzeltici adımların atılacağıdır.
Turizm sektörünün sürdürülebilir büyümesi için bütçenin yalnızca büyüklüğünü değil, verimliliğini de ölçmek gerekiyor. Ayrılan kaynağın tanıtıma, altyapıya, destinasyon yönetimine, ürün çeşitlendirmesine ve turizm sezonunun uzatılmasına nasıl dağıtıldığı; bu harcamaların hangi sonuçları ürettiği açıkça ortaya konulmalı.
Sonuçta bütçe, gerçekleşmesi istenen bir geleceğin temennilerle yazıldığı belge değil, kamu kaynaklarının hangi önceliklerle kullanılacağını ve hangi sonuçların elde edilmesinin beklendiğini gösteren mali bir plandır.
Turizmde hedef koymak elbette gerekli. Ancak gerçekçi varsayımlara dayanmayan hedefler, ne bütçenin başarısını ne de sektörün geleceğini güvence altına alır. Asıl başarı, açıklanan rakamlara ulaşmak kadar, bu rakamların hangi maliyetlerle, hangi katma değerle ve ne ölçüde sürdürülebilir biçimde elde edildiğini gösterebilmektir.
This article is sourced from this page .