Gazetede, “Rusya ve Türkiye: Kıştan Yaza” başlığıyla yayımlanan analizde, Rusya’nın 5’inci büyük ticaret ortağı olan Türkiye’nin 2 yıl önce Almanya’yı geride bırakarak en büyük ticaret ortağı haline geldiği belirtilerek, iki ülke arasındaki ekonomik ortaklığın en önemli bölümünü oluşturduğu ve Türkiye’nin Avrupa’daki en önemli enerji koridoru haline geldiğine dikkat çekildi.
Yazıda, ocak ayında Avrupa’nın soğuktan donduğu bir dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev ile Moskova yakınlarındaki konutunda yaptığı görüşmenin havasının da bu durumun aksine son derece sıcak olduğu belirtilerek, Medvedev’in görüşmenin başındaki şu sözlerine yer verildi:
“Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler aktif bir şekilde gelişiyor ve gelişen bu ilişkiler de gerçek bir stratejik ortaklıktır. Başarılı bir siyasi, ekonomik ve ticari ilişki inşa ediyoruz. Ayrıca çok geniş ölçekli enerji işbirliği projeleri de var. Ziyaretinizin karmaşık bir çok bölgesel sorunun çözümüne de katkıda bulunacağını umuyorum. Ülkelerimiz, komşularımız ve bölgemizdeki iklim pozisyonlarımızın birbirine yakınlığıyla doğrudan ilgili.”
Uzun dönem dondurulan ve rahatsızlık yaratan diplomatik anlaşmazlıkların ardından iki ülke ilişkilerinde “uzun süreli bahar yıllarının” geldiğine dikkat çekilen yazıda, ortak Avrasya tarihine sahip iki ülkenin ekonomik alanda giderek yakınlaştığı ve Türkiye’nin de Avrupa’nın enerji koridoru olma hedefini başardığı vurgulandı.
Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkilerde son 2 yılın dönüm noktasını oluşturduğu belirtilen yazıda, Türkiye’nin Rusya’nın 5’inci büyük ticari ortağı haline geldiği, küresel krize rağmen Erdoğan ve Putin’in 2015 yılına kadar iki ülke arasındaki ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarma hedefini koyduğuna dikkat çekildi.
Yazıda, iki ülkenin en son Güney Akım doğal gaz boru hattı ve Samsun-Ceyhan petrol boru hattı konusunda işbirliği anlaşmasına vardığı hatırlatılarak, Medvedev’in bu yıl içinde Türkiye’ye yapacağı ziyaret sırasında vizelerin karşılıklı kaldırılması ve Türkiye’nin ilk nükleer santral inşaatının ele alınacağı ifade edildi.
Ekonomik alanda bu kadar çok sayıda gelişmenin Rusya’nın güney komşusuna yönelik resmi pozisyonunun da değişmesini sağladığı belirtilen haberde, “Rusya’nın siyasi politikalarında uzun bir süre Türkiye’nin Orta Asya cumhuriyetleri üzerinde artan etkisine yönelik kaygılarından dolayı değişim olmamıştı. Rusya şimdi Avrasya Birliği’nin gerçek avantajlarına göre bir politika izliyor ve bu da doğru. Türkiye’de bu durumda sadece Rus enerji kaynaklarını Avrupa’ya ulaştırılmasında değil, aynı zamanda Ortadoğu ve Kafkaslarda barış ve istikrarın sağlanmasında Rusya’nın partneri olabilir” ifadesine yer verildi.
Türkiye’de mevcut politikanın tüm komşularla siyasi ve ekonomik ilişkileri güçlendirme yönünde olduğu vurgulanan yazıda, şu görüşlere yer verildi:
“Bu teori eski bir öğretim görevlisi olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun stratejik derinlik adını verdiği görüşlerini teyit ediyor. Davutoğlu bu görüşlerinin haklılığını göstermeye çalışıyor. Ancak batı Türkiye’nin geçmişinden ve NATO’nun Avrupa geleceğinden vazgeçerek, Osmanlılığa yöneldiği endişesi yaratıyor. Bunda biraz gerçeklik payı var: Türkiye sadece batıya bakmıyor ancak Türkiye’nin batıyla ilişkileri tamamen kesmeye yakın olduğunu da söylemek yanlış olur.”
“TÜRKİYE’NİN RUSYA İÇİN ÖNEMLİ BİR COĞRAFİK AVANTAJI VAR”
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan gazeteye verdiği röportajda, batı ve doğu arasında köprü vazifesi gören Türkiye’nin, Rusya için önemli bir coğrafik avantajı olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin dünyada ticari ilişkisinin olmadığı ve ihracat yapmadığı ülke bulunmadığını kaydeden Çağlayan, Türkiye’nin 20 bin değişik ürün ihraç ettiği ve Rusya’nın da Türkiye’nin en büyük ticari ortağı haline geldiğine dikkat çekti.
Çağlayan, Türkiye’nin geçen yılki dış ticaretinin 132 milyar dolara ulaştığını belirterek, 2008 yılının ilk 3 çeyreğinde AB’ye Türk ürünlerinin ihracatının 54 milyar dolara ulaştığını ifade etti.
Rusya ile Türkiye’nin tarihi ilişkilere sahip dost ve müttefik iki ülke olduğunu, ilişkilerin bir gecede ortaya çıkmadığını belirten Çağlayan, iki ülkenin Sovyetler Birliği döneminde bile iyi ilişkilere sahip olduğunu, bu dönemde Türkiye’nin büyük demir ve çelik fabrikalarının Sovyetler tarafından inşa edildiğini hatırlattı.
“LALELİ: KÜÇÜK TERZİ BÜYÜK İHRACATÇI HALİNE GELDİ”
Kommersant, çok sayıda Türk şirketinin Rusya’da başarılı şekilde faaliyet gösterdiğini belirterek, Türkiye’de marka yaratma alanında büyük mesafe kat edildiği, bunun da Türkiye’nin ihracatındaki artışın en önemli nedenlerinden biri olduğunu kaydetti.
Laleli’nin 1980’lerden sonra küçük ve orta ölçekli esnafların merkezi haline geldiğini, burayı 1990’larda ziyaret eden turistlerin beraberinde ucuz giysileri getirdiği vurgulanan haberde, şu görüşlere yer verildi:
“Zaman içinde Arap ve doğu bloku ülkelerinden gelen müşterile, buradan satın aldıkları malları ülkelerinde satarak bavul ticaretinin başlamasını sağladı. Zaman içinde üreticiler ve pazarlamacılar birlikte büyüdü. Eski küçük terziler büyük stüdyolar açarken, en başarılıları da Rusya’da defileler düzenlemeye başladı. Bugün Laleli küçük ve büyük şirketlerin Rusya’ya yönelik ihracatının birliği haline geldi. Üreticilerden biri Ruslar için dikişin çok kolay olduğunu, çünkü bedenlerinin ölçüsünün Türklerinkine çok yakın olduğunu belirterek, ’Rusların beli de Türklerinki gibi geniş ve bu da bizi Avrupalı rakiplerimizin önüne geçiriyor’ esprisini yaptı. Laleli’de her yerde Rusça konuşan insanlar ve tabelalar olduğu için burayı Moskova’daki bir ticaret merkezi ile rahatlıkla karıştırabilirsiniz. Türkiye’nin Rusya’da Asyalı üreticilere karşı avantajı onların daha hızlı olmasından kaynaklanmıyor. Türkiye’den Avrupa veya Rusya’ya bir mal 2-3 gün içinde teslim ediliyor. Ancak Asya ülkelerinde bu 2-3 haftayı alıyor. Türkiye’de tekstil sanayi ve küçük terziler yeniden yapılanma sürecinden geçerken, Türk markalar da giderek gelişiyor.”
Haberde, Mavi Jeans’in 1991 yılında kurulduğu ve bugün 50’den fazla ülkeye ihracat yapan bir marka haline geldiği belirtilerek, Rusya’da da tanınan Türk markalarına örnek olarak Colin’s, Ülker Grubu’na ait Godiva çikolataları, Vestel, Beko, Efes, Altınbaş Mücevherat, İnci, Desa ve Petek 1855 markaları örnek olarak gösterildi.
Gazetenin özel ekinde Türkiye-Rusya enerji işbirliği projelerine detaylı şekilde yer verilerek, Türkiye’nin enerji bağımlılığını azaltmaya çalıştığına dikkat çekildi.
AK Parti Kütahya Milletvekili Soner Aksoy da gazeteye yaptığı açıklamada, Türkiye’nin dış enerji bağımlılığını azaltamaya çalıştığını belirterek, Türkiye’nin bu amaçla 2023 yılına kadar 5 ana enerji kaynağına odaklanan bir plan geliştirdiğini ifade etti.
Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda elektrik üretimini 200 milyar kilovattan, 400 milyar kilovata çıkarmayı planladığını belirterek, “Enerji kaynağına sahip bir ülke olan Rusya’nın kaynaklarının iletimi için güvenilir transit ülkeye ihtiyacı var. Aynı zamanda Türkiye’nin de güvenilir enerji tedarikçisine ihtiyacı var. Sonuç itibariyle iki ülke karşılıklı güveni yakalamış ve Türkiye Rus petrol ve gazının transitinde hayati bir rol oynamaya başlamış durumda” dedi.
Aksoy, Nabucco’nun Türk-Rus enerji ilişkilerini engelleyip engellemeyeceği yolundaki soruya da, “Nabucco sadece gaz değil, aynı zamanda ülkeler arasındaki siyasi ilişkidir. Aslında bu hattan kısa vadede 31 milyar metreküp, uzun vade de 60 milyar metreküp gaz taşınması planlanıyor. Ben şahsen Rusya’nın da bu projeye katılmış olmasını isterim. Bu sadece Rusya’nın Türkiye ile ilişkilerini değil, aynı zamanda dağıtım kanallarının çeşitlendirilmesini de güçlendirecek bir şey” yanıtını verdi.(Milliyet)
This article is sourced from this page .