Yabancı dijital platformlar düzenlenirken yerli turizmin geleceği nasıl korunacak? Yerli tur operatörleri küresel devlerle eşit şartlarda rekabet edebilecek mi?
Otellerin yabancı platformlara duyduğu ihtiyaç, sektörün uzun vadeli çıkarlarıyla çelişebilir mi? Devletin “yerli ve milli” politikası, dijital turizm pazarında nasıl karşılık bulacak?
Bakanlık, TÜRSAB, Türkiye Otelciler Birlikleri, Profesyonel Otel Yöneticileri Birlikleri, Dijital Platform Yetkilileri, Tüketici STK’ları her zaman birlikte oldukları gibi bugünde bir masada bu konuları ele almak ve ortak bir irade ile karara varmak durumundadırlar.
YASA ÇIKMADAN ÖNCE DEVLETİN HAKEMLİĞİNDE BEŞ ÖNCELİK
Turizm sektöründeki bu derin çatışmayı "TÜRSAB mı, Booking mi?" eksenine sıkıştırmak Türk turizmine hiçbir şey kazandırmaz. Masada dört temel aktör vardır; Acenta, Otel, Dijital Platform ve Tüketici. Devletin görevi, bir satış kanalının tarafı veya lobilerin savunucusu olmak değil, oyunun adil, şeffaf ve denetlenebilir kurallarını koyan bir hakem olmaktır.
Avrupa Birliği bile Booking.com'u Dijital Pazarlar Yasası kapsamında "gatekeeper" (kapı eşiği bekçisi) ilan edip pazar gücünü kurallarla sınırlandırırken, Türkiye'nin yapısal açıkları çözmeden yasayı bu haliyle Genel Kurul'dan geçirmesi iç pazarda geri dönülemez tekelci hasarlar yaratacaktır.
Yasa tasarısı nihai olarak yasalaşmadan önce, devletin "adil hakemlik" rolünü üstlenmesi için şu 5 acil adım atılmalıdır;
1. Rekabet koşulları karşılaştırılmalı.
Yerli acentelerle yabancı platformların vergi, izin, tüketici hukuku, veri koruma, raporlama ve sigorta yükümlülükleri faaliyet türlerine göre karşılaştırılmalı. Gerçekten eşdeğer olan yükümlülükler bakımından haksız farklılıklar giderilmeli.
2. Türkiye'nin turizm dağıtım haritası çıkarılmalı.
Doğrudan rezervasyonların, yerli ve yabancı OTA'ların, tur operatörlerinin ve diğer satış kanallarının geceleme ve ciro bazındaki payları ölçülmeli. Komisyon maliyetleri, kanal bağımlılığı ve pazar yoğunlaşması araştırılmalı. Ticari sırlar korunarak kamu politikası için gerekli toplulaştırılmış sonuçlar açıklanmalı.
3. Yerli tur operatörlerinin kapasitesi belirlenmeli.
Yerli şirketlerin teknoloji, finansman, müşteri erişimi ve uluslararası pazarlama kapasitesi bağımsız bir çalışmayla değerlendirilmeden, yabancı platformların oluşturduğu talebin hızla yerli işletmelere aktarılabileceği varsayılmamalı. Gerekli yatırımlar için somut bir gelişim programı hazırlanmalı.
4. Tüketici hakları ve veri güvenliği güvence altına alınmalı.
İptal ve iade, şikayetlerin çözümü, kişisel verilerin korunması ve hukuki sorumluluk konularında açık hükümler bulunmalı. Türkiye'de hizmet sunan platformların sınır ötesi faaliyetlerini hesap verebilirlikten kaçış aracına dönüştürmesine izin verilmemeli.
5. Düzenlemenin etkileri düzenli olarak ölçülmeli.
Kanun yürürlüğe girerse yerli ve yabancı platformların pazar payları, otellerin komisyon maliyetleri, tüketici şikayetleri, kamu gelirleri ve yerli şirketlerin gelişimi belirli aralıklarla izlenmeli. Beklenen faydalar gerçekleşmez veya yeni rekabet sorunları ortaya çıkarsa mevzuat gözden geçirilebilmeli.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemindeki Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi, turizm sektöründe yalnızca bir mevzuat değişikliğini değil, Türkiye'nin dijital turizm pazarındaki geleceğini ilgilendiren daha kapsamlı bir tartışmayı beraberinde getiriyor.
6 Ekim 2026'da TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda kabul edilen teklif, Genel Kurul sürecine ilişkin gelişmeler beklenirken sektörün farklı kesimlerini karşı karşıya getirmiş durumda. Teklifin amacı, yabancı dijital konaklama platformlarının Türkiye'deki faaliyetlerini hukuki bir çerçeveye oturtmak. Ancak düzenlemenin hangi şartlarla uygulanacağı, yerli şirketlerle yabancı platformlar arasındaki rekabeti nasıl etkileyeceği ve tüketicilerin haklarının nasıl korunacağı henüz tartışmanın merkezinde.
Konuya ışık tutacak bir veriye de bu arada dikkat çekmek isterim;
HOTREC/TÜROB verilerine göre Türkiye'deki otel rezervasyonlarının %55,1'i doğrudan kanallardan, %20,7'si ise çevrim içi seyahat acentelerinden (OTA) gerçekleşmektedir. Bu nesnel tablo, Türk otelciliğinin küresel devlerin esiri olmadığını ancak %20,7'lik bu dijital hacmin hangi kurallarla yönetileceğinin hayati olduğunu göstermektedir.
TÜRSAB, 12 Ekim 2026'da Genel Merkezinde düzenlediği istişare toplantısında, yerli tur operatörleri ve seyahat acentelerinin temsilcilerini bir araya getirerek teklifin mevcut haline yönelik itirazlarını yeniden gündeme taşıdı. Jolly Tur, Setur, Prontotour, Enuygun, Turna.com ve Bookingagora temsilcilerinin açıklamaları, tartışmanın yalnızca TÜRSAB'ın kurumsal talebinden ibaret olmadığını ortaya koydu. Bununla birlikte, toplantıda dile getirilen görüşler sektörün bütününü temsil eden bağımsız bir araştırma değil, katılımcıların değerlendirmeleridir.
Peki, itirazların temelinde ne var? Otelciler neden yabancı platformların Türkiye'de faaliyet göstermesini destekleyebiliyor? Yerli tur operatörleri bu platformlarla eşit şartlarda rekabet edebilir mi? Ve en önemlisi, Türkiye kendi dijital turizm altyapısını güçlendirecek bir politika izliyor mu?
Bu soruları sloganlarla değil, verilerle ve sektörün uzun vadeli çıkarları açısından değerlendirmek zorundayız.
TÜRSAB'IN SON TOPLANTISI NEYİ GÖSTERİYOR?
Toplantıda TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, tartışmanın kişisel veya kurumsal bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini belirterek sözü sektör temsilcilerine bıraktı. Katılımcıların açıklamaları, teklifin farklı boyutlarına ilişkin kaygıları görünür kıldı.
Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, yabancı platformlarla yerli seyahat acentelerinin vergi yükümlülükleri arasındaki farkın haksız rekabete neden olacağını savundu. Ayrıca Türk tur operatörlerinin yalnızca iç pazarda değil, uluslararası pazarlarda da güçlü kalmasının önemini vurguladı. Vardar, kriz dönemlerinde Türkiye'ye satış yapmayı sürdürmenin ülke turizmi açısından önem taşıdığını belirterek yerli şirketlerin bu süreçlerde üstlendiği role dikkat çekti.
Setur Turizm Ürün Yönetimi Direktörü Serhat Günay, küresel rezervasyon platformlarının zamanla pazarda belirleyici hale gelebileceğini ve otellerin fiyatlama gücünün zayıflayabileceğini ileri sürdü. Avrupa'daki otelcilerin bu platformlarla yaşadığı sorunları örnek göstererek tüketicilerin de pazar yoğunlaşmasından olumsuz etkilenebileceğini savundu.
Prontotour Yönetim Kurulu Başkanı Ali Onaran, paket tur mevzuatı, sigorta yükümlülükleri ve kişisel verilerin korunması konularındaki farklılıklara dikkat çekti. Yerli acentelerin uçak ve konaklama hizmetlerini bir arada sunduklarında üstlendikleri sorumlulukların, yabancı platformlar bakımından nasıl uygulanacağını sorguladı.
Enuygun.com Ticaret Direktörü Orkun Özkan, izin, denetim ve şikayet mekanizmalarının yeterliliği konusunda kaygılarını dile getirdi. Türk şirketlerinin yurt dışına açılırken karşılaştıkları lisans ve şirketleşme koşullarının da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Turna.com Şirket Müdürü Arzu Işık, tüketicinin sorun yaşadığında karşısında etkili bir muhatap bulabilmesi ve yabancı platformların denetlenmesi konularını gündeme taşıdı.
Bookingagora.com kurucusu Aziz Ciğa ise yabancı şirketlerin Türkiye'de faaliyet gösterirken yerli şirketlerle eşit yükümlülüklere tabi olması gerektiğini savunarak, düzenlemenin turizm gelirleri ve istihdam üzerindeki muhtemel etkilerine dikkat çekti.
TÜRSAB Başkan Yardımcıları Davut Günaydın ve Hasan Eker de küresel platformlara karşı olmadıklarını, ancak yerli şirketlerin aleyhine bir rekabet ortamı oluşmasını istemediklerini ifade etti. TÜRSAB Hukuk Başdanışmanı İlker Ünsever ise tüketicilerin kriz dönemlerinde muhatap bulması ve yabancı platformların sorumluluklarının belirlenmesi konularındaki kaygıları dile getirdi.
Bu açıklamalar ortak bir noktada birleşiyor. Yerli acenteler yabancı platformların Türkiye pazarında faaliyet göstermesine bütünüyle karşı çıkmaktan ziyade, faaliyetlerin eşit ve denetlenebilir şartlara bağlanmasını istediklerini belirtiyor.
Ancak burada önemli bir ayrım var!.. Sektör temsilcilerinin dile getirdiği sorunların ne kadarının mevcut mevzuattan, ne kadarının teklifin hükümlerinden ve ne kadarının uygulama eksikliklerinden kaynaklandığı ayrı ayrı incelenmeli. Aksi halde haklı kaygılarla henüz kanıtlanmamış sonuçlar birbirine karışabilir.
OTELCİLERİN TERCİHİ İLE SEKTÖRÜN UZUN VADELİ ÇIKARI AYNI MI?
Yabancı dijital rezervasyon platformları, otellere uluslararası müşteri erişimi, görünürlük ve rezervasyon kolaylığı sağlıyor. Özellikle kendi dijital satış altyapısı sınırlı olan küçük ve orta ölçekli işletmeler için bu kanalların önemi büyük.
Bir otelin kendi internet sitesinden satış yapabilmesi için yalnızca bir web sayfasına sahip olması yetmez. Çok dilli içerik, güvenli ödeme sistemleri, dijital pazarlama, arama motorlarında görünürlük, müşteri desteği ve uluslararası pazarlara erişim gibi alanlarda sürekli yatırım yapması gerekir.
Küresel platformlar bu ihtiyaçların önemli bir bölümünü karşılayabiliyor. Otelci açısından bakıldığında, komisyon ödeyerek yeni müşteriye ulaşmak, boş kalan odayı satabilmek ve farklı ülkelerden talep yaratmak ticari açıdan anlaşılabilir bir tercihtir.
Ancak bu ilişkinin diğer tarafında farklı bir risk bulunuyor
Bir satış kanalının müşteri erişimi üzerindeki ağırlığı arttıkça otelin o kanala bağımlılığı da artabilir. Komisyon maliyetleri, reklam harcamaları, sıralama algoritmaları ve müşteri ilişkilerinin platformlar üzerinden yürütülmesi, otelin ticari hareket alanını etkileyebilir.
Dolayısıyla bugün otelin doluluğunu artıran bir platform, uzun vadede otelin vazgeçilmesi güç bir dağıtım kanalına dönüşebilir.
Bu durum, otellerin yabancı platformlarla çalışmasının yanlış olduğu anlamına gelmez. Asıl mesele, otellerin farklı satış kanalları arasında seçim yapabilecek güce sahip olup olmadığıdır.
Burada otelcilerin yaklaşımını da tek bir görüşe indirgememek gerekir. Türkiyede her geçen gün sayıları artan Uluslararası Büyük zincirlerin, güçlü doğrudan satış kanallarına sahip tesislerin ve dijital platformlardan yoğun biçimde yararlanan küçük işletmelerin çıkarları farklı olabilir.
Otelcilerin bugün daha fazla rezervasyon elde etme ihtiyacı ile Türk turizminin yarın kendi satış kanalları üzerinde daha fazla söz sahibi olma ihtiyacı arasında bir denge kurulmalıdır.
YERLİ TUR OPERATÖRLERİ KÜRESEL DEVLERİN BOŞLUĞUNU DOLDURABİLİR Mİ?
Bence tartışmanın en önemli ve üzerinde en fazla durulması gereken sorularından biri budur.
Yabancı platformların faaliyetleri sınırlandırıldığında veya yeni yükümlülükler nedeniyle Türkiye pazarındaki ağırlıkları azaldığında, ortaya çıkacak rezervasyon hacmini kim karşılayacak?
Yerli seyahat acentelerinin ve tur operatörlerinin önemli bir deneyimi, müşteri portföyü ve operasyonel gücü bulunuyor. Ancak bu, bütün yerli işletmelerin küresel platformlarla aynı teknolojiye, finansal kaynaklara, uluslararası marka bilinirliğine ve müşteri trafiğine sahip olduğu anlamına gelmiyor.
Küresel platformlarla rekabet yalnızca internet sitesi kurmak veya rezervasyon almak meselesi değildir. Teknoloji yatırımı, uluslararası pazarlama, ödeme altyapısı, müşteri hizmetleri, fiyat karşılaştırma sistemleri ve büyük miktarda veriyi işleme kapasitesi gerektirir.
Yerli şirketlerin bu alanlardaki gerçek kapasitesi ortaya konulmadan, yabancı platformların boşluğunu kısa sürede doldurabileceklerini varsaymak doğru olmaz.
Aynı şekilde, yerli şirketlerin bu kapasiteyi geliştiremeyeceğini düşünmek de doğru değildir.
Burada devletin sorumluluğu yalnızca yabancı platformlara izin vermek veya onları denetlemekle sınırlı kalmamalıdır. Yerli tur operatörlerinin ve seyahat teknolojisi şirketlerinin uluslararası pazarlara açılmasını, teknoloji yatırımlarını ve rekabet gücünü artırmasını destekleyen bir politika da geliştirilmelidir.
Yabancı platformların pazara giriş koşullarını belirlemekle yerli dijital girişimciliği geliştirmek birbirinin alternatifi değildir. Tam tersine, uzun vadeli bir turizm stratejisinin iki temel ayağı olmalıdır.
Bu nedenle yasa öncesinde şu soruların yanıtlanmasını öneriyorum;
*Yerli tur operatörleri, yabancı platformların Türkiye'de aracılık ettiği rezervasyonların ne kadarını karşılayabilecek kapasitede?
*Bu kapasiteyi geliştirmek için ne kadar yatırım ve zamana ihtiyaç var?
*Yabancı platformların pazar payında meydana gelebilecek bir değişiklik, otel doluluklarını ve tüketici fiyatlarını nasıl etkiler?
*Yerli şirketlerin yurt dışında faaliyet göstermesini kolaylaştıracak hangi düzenlemeler yapılabilir?
*Türkiye'nin kendi dijital rezervasyon ve turizm dağıtım altyapısını geliştirmek için somut bir programı var mı?
*Bu sorulara yanıt verilmeden alınacak kararların uzun vadeli etkilerini ölçmek güç olacaktır.
“YERLİ VE MİLLİ” POLİTİKASIYLA NASIL BİR UYUM SAĞLANACAK?
Devletin yerli ve milli üretimi, girişimciliği ve teknolojiyi desteklediği bir dönemde, yabancı dijital platformların Türkiye'de şirket kurmadan faaliyet gösterebilmesine imkan tanınması doğal olarak soru işaretleri yaratıyor.
Ancak yabancı bir şirketin Türkiye'de hizmet vermesine izin verilmesi, tek başına yerli ve milli politikadan vazgeçildiğini kanıtlamaz. Küresel ticaretin ve dijital hizmetlerin bir parçası olmak, doğru kurallar uygulandığında Türkiye'ye ekonomik katkı sağlayabilir.
Asıl mesele, yabancı platformların hangi koşullarda faaliyet göstereceği ve bu koşulların yerli şirketlerin gelişimini nasıl etkileyeceğidir.
Yabancı platformlara Türkiye'de şirket kurmadan faaliyet gösterme imkanı tanınırken yerli şirketlerin daha ağır yükümlülüklerle karşılaşması, karşılaştırılabilir faaliyetlerde haksız rekabet yaratıyorsa bunun giderilmesi gerekir.
Öte yandan yerli ve milli olmak, yalnızca yabancı şirketlere karşı çıkmakla sağlanamaz. Yerli şirketlerin teknoloji geliştirmesi, uluslararası pazarlarda müşteri kazanması, istihdam yaratması ve küresel ölçekte rekabet edebilmesi de bu yaklaşımın bir parçasıdır.
Bu nedenle düzenleme şu hedefleri birlikte gözetmelidir;
*Yabancı platformların Türkiye'deki faaliyetlerini hukuki denetime tabi tutmak.
*Yerli şirketlerin haksız rekabetle karşılaşmasını önlemek.
*Yerli dijital turizm girişimlerinin uluslararası pazarlara açılmasını desteklemek.
*Türkiye'de oluşan ekonomik değerin ve istihdamın gelişmesine katkı sağlamak.
*Tüketicilerin seçeneklerini, haklarını ve güvenliğini korumak.
*Yerli ve milli politika, bu hedeflerin tümünü birlikte değerlendirdiğinde anlam kazanır.
VERGİDE EŞİTLİK: YÜZDE 25 İLE YÜZDE 2,5 GERÇEKTEN KARŞILAŞTIRILABİLİR Mİ?
TÜRSAB toplantısında öne çıkan başlıklardan biri vergi yükümlülükleriydi.
Jolly Tur Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar ve diğer temsilciler, yerli şirketlerin yüksek vergi yükümlülükleri altında faaliyet gösterdiğini, yabancı platformların ise daha düşük oranlı bir dijital hizmet vergisi üzerinden rekabet etmesinin adaletsizlik yaratacağını savundu.
Bu itirazın ekonomik boyutu önemlidir. Ancak konuyu doğru değerlendirebilmek için farklı vergi türlerini birbirinden ayırmak gerekir.
Gelir İdaresi Başkanlığının açıkladığı mevzuata göre genel kurumlar vergisi oranı 2026 hesap döneminde %25'tir. Dijital hizmet vergisi ise farklı bir vergi türüdür; ilgili hizmetlerden elde edilen hasılat üzerinden hesaplanır. Mevzuatta oran 2026 için %5, 1 Ocak 2027'den itibaren %2,5 olarak belirlenmiştir.
Dolayısıyla toplantıda dile getirilen %25 ve %2,5 oranları, aynı vergi türünün iki farklı oranı değildir. Biri kurumlar vergisi oranını, diğeri ise dijital hizmet vergisini ifade etmektedir.
Bu ayrım, yabancı platformların daha avantajlı olduğu iddiasını kendiliğinden geçersiz kılmaz. Ancak adil bir karşılaştırma için her iki işletme grubunun hangi gelirler üzerinden hangi vergileri ödediği, Türkiye'deki faaliyetlerinin nasıl sınıflandırıldığı, vergi matrahlarının nasıl hesaplandığı ve diğer mali yükümlülüklerinin neler olduğu incelenmelidir.
İzin belgesi bedeli de bu hesaplamadan ayrı değerlendirilmelidir.
Asıl talep, yabancı platformların yerli şirketlerle aynı vergi kanunlarına tabi olması gerektiği şeklinde genel bir sloganla sınırlı kalmamalı; karşılaştırılabilir faaliyetler bakımından toplam mali yükümlülüklerin ve rekabet etkilerinin şeffaf biçimde ortaya konulması olmalıdır.
PAKET TUR, SİGORTA VE TÜKETİCİNİN MUHATABI KİM OLACAK?
Prontotour temsilcisinin toplantıda gündeme getirdiği önemli konulardan biri de paket tur satışlarıydı.
Yerli seyahat acenteleri, uçak ve konaklama gibi hizmetleri bir arada sunduklarında paket tur mevzuatından doğan yükümlülüklerle karşılaşabiliyor.
Bu kapsamda sözleşme, bilgilendirme, iptal ve iade koşulları ile ilgili sorumluluklar ve mevzuatın gerektirdiği sigorta yükümlülükleri önem taşıyor.
Toplantıda, yabancı platformların benzer satış modellerinde hangi yükümlülüklere tabi olacağı ve tüketicinin mağduriyet durumunda kime başvuracağı sorgulandı.
Burada hukuki ayrım önemlidir; Her çevrim içi konaklama rezervasyonu paket tur değildir. Bir platformun yalnızca otel rezervasyonuna aracılık etmesiyle uçak ve konaklamayı birlikte içeren bir paket tur satması aynı hukuki sonuçları doğurmayabilir.
Bu nedenle düzenlemede faaliyet türleri açıkça tanımlanmalı ve aynı nitelikteki hizmetler bakımından tüketici korumasında boşluk oluşmamalıdır.
Tüketici bir rezervasyon yaptığında karşısında yalnızca otomatik yanıt veren bir sistem bulmamalıdır. İptal, iade, hizmetin sunulmaması, yanlış bilgilendirme veya ödeme sorunu yaşandığında başvurabileceği, hukuken sorumlu ve fiilen ulaşılabilir bir muhatap bulunmalıdır.
Yabancı platformlara Türkiye'de temsilci bulundurma yükümlülüğü getirilmesi önemli bir adımdır. Ancak temsilcinin yetkilerinin, sorumluluğunun ve tüketici şikayetlerinin çözümündeki rolünün açık olması gerekir.
Tüketici haklarının korunması, yalnızca yerli şirketlerin sorunu değildir. Aynı zamanda Türkiye'nin turizm pazarına duyulan güvenin temel unsurlarından biridir.
VERİ GÜVENLİĞİ: TÜRKİYE'NİN TURİZM VERİLERİ NASIL KORUNACAK?
Dijital rezervasyonlar yalnızca satış işlemi değildir. Seyahat tercihleri, konaklama tarihleri, müşteri profilleri ve ödeme süreçleri gibi önemli bilgiler de bu işlemlerin bir parçasıdır.
TÜRSAB toplantısında kişisel verilerin korunması konusunda yerli şirketlerin tabi olduğu yükümlülüklerle yabancı platformların tabi olacağı kurallar arasındaki farklılıklar gündeme getirildi.
Bu konuda iki kavramı birbirinden ayırmak gerekir; Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması ve Türkiye'nin turizm pazarına ilişkin ticari verilerin yurt dışında işlenmesi aynı şey değildir.
Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun ilgili hükümlerine tabidir. Yabancı bir platformun Türkiye'de faaliyet göstermesi, bu kuralların kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Bununla birlikte, mevzuata uygunluk ve denetimin uygulamada nasıl sağlanacağı önemlidir. Platformların hangi verileri topladığı, bu verileri hangi amaçlarla kullandığı, kimlerle paylaştığı ve güvenlik ihlallerinde hangi yükümlülükleri taşıdığı açık olmalıdır.
Türkiye'nin turizm dağıtım pazarını anlaması açısından da toplulaştırılmış ve anonimleştirilmiş veriler önem taşır. Hangi pazarlardan ne kadar talep geldiği, rezervasyonların hangi kanallardan gerçekleştiği ve komisyon maliyetlerinin nasıl değiştiği gibi göstergeler, kişisel veriler ifşa edilmeden analiz edilebilir.
Burada amaç, bütün ticari verilerin mutlaka Türkiye'de tutulmasını varsayılan bir çözüm olarak görmek değil; kişisel verilerin hukuka uygun biçimde korunmasını ve ülkenin turizm politikası için gerekli verilerin güvenilir şekilde üretilebilmesini sağlamaktır.
AVRUPA DENEYİMİ: KÜRESEL PLATFORMLARIN PAZAR GÜCÜ NASIL DENGELENİYOR?
Avrupa'daki düzenlemeler, büyük dijital platformların pazardaki konumlarının ve ticari uygulamalarının rekabet üzerindeki etkisinin ciddiye alındığını gösteriyor.
Avrupa Birliği'nin Dijital Pazarlar Yasası, belirli büyük platformların pazar gücüne yönelik yükümlülükler getiriyor. Ancak Avrupa'daki uygulamaları Türkiye'ye aktarırken hukuki kapsam, pazar yapısı ve işletmelerin koşulları birlikte incelenmelidir.
Türkiye'nin amacı küresel platformları bütünüyle dışlamak olmamalıdır. Bunun yerine pazarın aşırı yoğunlaşmasının, haksız ticari koşulların ve tüketicinin seçeneklerinin daralmasının önüne geçecek kurallar geliştirilmelidir.
Aynı zamanda yerli şirketlerin rekabet gücünü artıracak bir teknoloji ve girişimcilik politikası oluşturulmalıdır.
Yalnızca yabancı platformları denetlemek, yerli alternatifleri kendiliğinden güçlendirmez. Bunun için yatırım, insan kaynağı, teknoloji, uluslararası pazarlama ve finansman alanlarında somut adımlar gerekir.
SON SÖZ; DİJİTAL KAPİTÜLASYON DEĞİL, DİJİTAL ADALET
Türk turizminin ne yabancı dijital platformlara sınırsız bağımlılığa ne de küresel pazardan uzaklaşmaya ihtiyacı var.
Otelciler uluslararası müşterilere ulaşmak istiyor. Yerli tur operatörleri ve seyahat acenteleri eşit rekabet koşulları talep ediyor. Tüketiciler ise güvenilir rezervasyon, şeffaf fiyat ve sorun yaşadığında ulaşabileceği bir muhatap arıyor.
Devletin görevi, bu taleplerden yalnızca birini tercih etmek değil, aralarındaki dengeyi kurmaktır.
Yabancı platformların Türkiye'de faaliyet göstermesine izin verilirken yerli şirketlerin rekabet gücü göz ardı edilmemeli. Yerli işletmeleri koruma gerekçesiyle de otellerin uluslararası pazara erişimi ve tüketicilerin seçenekleri gereksiz yere daraltılmamalı.
Özellikle yerli tur operatörlerinin küresel platformların yerini ne ölçüde doldurabileceği, tahminlerle değil verilerle ortaya konulmalıdır. Yerli ve milli yaklaşım, ancak yerli girişimcilerin büyümesini ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilmesini sağlayan bir stratejiyle somutlaşabilir.
Bu nedenle yasa koyucuların önündeki mesele, TÜRSAB'ın mı yoksa yabancı platformların mı kazanacağı değildir. Asıl mesele, Türkiye'nin dijital turizm pazarında nasıl bir ekonomik yapı kuracağıdır.
Yabancı platformlara hukuki denetim getirmek gerekli olabilir; ancak bu, tek başına adil rekabeti garanti etmez. Yerli şirketleri korumak da önemlidir; ancak bu koruma, onların küresel rekabete hazırlanmasının yerine geçemez.
Türk turizminin ihtiyacı dijital kapitülasyon da dijital kapanma da değildir.
İhtiyacımız olan; adil rekabet, güçlü yerli girişimcilik, etkin kamu denetimi ve veriye dayalı bir turizm politikasıdır.
Devlet, sektörün herhangi bir tarafının sözcüsü değil; otellerin, seyahat acentelerinin, dijital platformların ve tüketicilerin haklarını gözeten, ülkenin uzun vadeli çıkarlarını koruyan adil bir hakem olmalıdır.
This article is sourced from this page .